Hatıraların Gölgesinde

0
150

yüzyıllıkHer milletin bir geçmişi yani tarihi vardır. Bu tarih doğru yorumlandığı zaman geçmişten geleceğe doğru bir köprü oluşturur. Daha çok bilgisel metin olarak karışımıza çıkan tarih  aslında kendini kurgu metinlerde daha canlı ve güçlü gösterir. Bilgiye dayanan bir metini okurken göstermediğimiz duyarlığı tarihi romanı okurken çok rahat gösterebiliriz. Osman Gazi Kandemir, toplumların hafızasında yer eden tarihi olaylardan yola çıkarak roman yazmaya başlıyor. Karanfil, Gelincik ve son olarak Yüzyıllık Hikaye adlarındaki romanları ile bize  uzak ve yakın tarihimizin olaylarını yeniden okuma, anlama ve yorumlama imkanı sunuyor.

Son romanı Yüzyıllık Hikaye’de yazar, yüzyıllık bir zaman diliminde yaşanan olayları, bir aile ekseninde, geniş bir coğrafya kullanarak okura aktarıyor. Osmanlı İmparatorluğunun dağılış yılları ile başlayan süreci İngiltere, Balkanlar ve Türkiye üçgeninde gözler önüne sererek yaşanan acıları ve bu acıların nesiller üzerindeki etkilerini anlatıyor. Bugün artık tarihin tozlu sayfalarında kalan  bu olaylar, romanın sayfalarında yeniden hayat buluyor. Zengin bir karakter kadrosuna sahip olan roman, farklı insanların bakış açısı ile olayları görmemizi hatta yaşamamızı sağlıyor.

Tanrı, önümüze yollar çıkarır. Siz seçersiniz onlardan birini. Seçtiğiniz ümitleriniz, seçmedikleriniz pişmanlıklarınızı taşır.”(79.syf) romanın temel kahramanlarından biri olan Valeria’nin söylediği bu sözler, aslında hepimizin hayatını da özetliyor. Hayatımız seçimlerimiz ile oluşur. Bazen bireysel olaylar zorlar bizi seçim yapmaya, bazen toplumsal olaylar. Bazen aşk ile yaparız seçimlerimizi. Bazen korku ile. Her ne sebepten olursa olsun seçmediklerimiz elimizden kayıp gidiyor. Romanda karakterlerin yaptıkları seçimler sonucunda olay örgüsü oluşuyor. Valeria’nın, Muhsin’in seçimleri diğer karakterlerin de hayatlarının değişmesine neden oluyor. Parçalanma sürecindeki Osmanlı İmparatorluğunda yaşananlar, daha sonra Sırpların Bosna’da yaptıkları romanda anlatılan ailelerin hayatını çeşitli biçimlerde etkileyip kişilerin yönünü değiştiriyor. Birlik içindeki aileleri dağıtıyor. Farklı topraklarda yaşayan insanları bir araya getiriyor.

Romanda karakterlerin adları ile oluşturulmuş beş bölüm bulunmaktadır. Bu bölümler temel karakterlerin geriye dönüşlerle hayatlarının anlatıldığı, onların yaptığı seçimler sonucunda yaşanan olayları dile getirmektedir. Her karakter, olayları bize birinci ağızdan aktarırken 3. kişi anlatıcı bu bölümler arasındaki bağlantıları kuruyor. Bu nedenle romanda iki anlatıcı hakimdir: Ben-öyküsel anlatıcı, O-öyküsel anlatıcı. Bu anlatıcıların imkanları düşünüldüğü zaman yazarın eserde olayları birçok bakış açısından anlattığını söyleyebiliriz. Geniş bir zaman dilimine yayılmış olaylar, tek bir motif etrafında toplanıyor ve bu motifle çözüme ulaşıyor. Kandemir, anlatısını oluştururken tarihsel olayları kurgu karakterlerle yeniden yaşatıyor.

Diğer taraftan romanın önemli bir bölümünü oluşturan hatıra defterleri de temel karakterlerin tanıtılmasında ve olay örgüsünün oluşmasında araç olarak kullanılmıştır. Valeria’nın hatıraları, Muhsin’in hastanede tuttuğu defter, okurun gerek kişileri gerekse temel olayları anlamasını sağlarken tarihsel çalkantıların çok olduğu yüzyılın adeta bir panoraması çizilmektedir. Savaşların hakim olduğu bu dönemde gerek İstanbul ‘da gerekse Balkanlarda yaşanan acılar, bu acıları yaşayan insanlar tarafından dile getiriliyor. Böylesine olağanüstü durumlarda insanlar arasındaki sevginin, aşkın neleri aşabileceğini ya da bir yanlış anlaşılmanın nelere sebep olacağını görebiliyorsunuz.

Romanda temel kahramanlardan dördü kadın. Dolayısıyla, yüzyıllık dönemde, İngiltere’de, Balkanlarda veya İstanbul’da yaşayan kadınların gündelik uğraşları, toplumsal hayat içindeki yerleri, olaylara bakışları da anlaşılır hale geliyor. Londra’da bir malikânenin içinde yaşayan kadınlar ile Saraybosna’daki bir kadının hayata bakışındaki farkı yaşıyorsunuz. Yine örnek olarak harp yıllarında İstanbul’da yaşayan kadınların Hilâl-i Ahmer(Kızılay) kurumunda yaptıkları çalışmaları tekrar hatırlıyorsunuz. Valeria tarafından anlatılanlar Osmanlı kadınlarının sosyal hayatın içinde yaptıkları çalışmaları, gösterdikleri başarıları gözler önüne seriyor. “Kadınların meslek sahibi olmasında ilk adımlar onları sağlık hizmetlerinde vazifelendirmek, biçki dikiş kursları gibi faaliyetlerle ekonomik hayatın içine çekmekle olmuştur. “(102.syf)

Yüzyıllık Hikâye, tarihi olaylardan yola çıkarak insanın özünü oluşturanın sevgi olduğunun altını bir kez daha çiziyor. Yaşanan tüm acılara rağmen insan, yaratılıştan getirdiği bu özelliği sayesinde bütün zorlukların üstesinden gelerek hayatına devam edebiliyor.Temel kahramanlar, seçimlerini yaparak geleceğe doğru ilerliyorlar.

Edebi bir metinin temel öğelerinden bir olan dil yönünden baktığımız zaman roman, son derece akıcı bir dille yazılmış. Yazarın geniş kelime hazinesi ile geçmiş ve bugün kullanılan dildeki farklılıklar üslubun güçlenmesini sağlarken, karakterleri okurun gözünde adeta canlandırmış. Labirent gibi kurgusu ile okuru farklı bir okumaya çağırıyor.

Yurdagül Sayıbaş 

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz