soğuk sularda yürürüm, suyun üstlerinde
etrafında toprak, insan ve insan iskeletleri ve
istanbulun tepeleri
hangisi daha yalnız
tüm koylar ıssız

terketmek gerek tüm şehirleri
büyük bir sarsıntıyla
çekip gitmek gerek
yatak gibi serilmiş kar beyazlığıyla
ardımdan su döken haindir
kapımı penceremi örtün
bir aydınlık dahi bırakmayın arkamda
belki uzun bir yoldur bu
fazla yük yorar, boğar beni
bir kaç söz çıkardım bavulumdan
bir kaç kırlangıç yuvası
bir kaç anı çıkardım, bunlar yol için
bir miktar renk, gökkuşağı yapmak için
ve de bir kaç görüntü
pencereden bakmak için

sular da yükseldi artık
ama boyum uzamadı
su yutmuşum
boyum uzadı da sular mı alçaldı
anlamadım

önümde ne var göremiyorum
hava aydınlık ama gözlüğümü bulamıyorum
sular yükseldi dedim ancak
zaman bir hayli azaldı yaşamak için
bu yüzden adamakıllı harcamalıyım nefesimi
nefesimi belli aralıklarla on saniye kadar tutuyorum
bu yüzden hayat bana on saniye borçlanıyor
dehama şapka çıkarıyorum

kuş birikintisi
insan doymadı sevmeye
gecenin köründe bir şarkı
bırakın dans edelim
renkler de kalmadı artık
gökkuşağı tutmaz artık gökyüzü
yedi renk değil ama yediyüz atlı olsa
kastamonu kalesi artık kuşatılmasa
babil kulesinin en yükseğine kızıl bayraklar asılsa
sisli havalar için gökkuşakları bulabilirdik
kullanılmış, kirletilmiş bir gökkuşağı

ne isterim artık
cennet, cehennemden başka
karanlıkta görülmez ki sevgiler
ve başka ne isteyebilir insan
kahvenin yanında gün döngüsü
uzağı gösteren gözlük saate bakabilelim diye
keskin bir kılıç
krallar ölsün diye
bir gözlük belki dünyayı renkli görebilmek için
herkese tarhana
koltuğum devrilmesin diye

neden olmasın ki
olur
çünkü biraz üşümeye ihtiyacım var
mamafih bahçeye kar makinesi koydum
nehirlerim yükseliyor
yelkenliler gökyüzüne

Arif Erden

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz