Sünnet Pedegojisinde Ergenlik

0
109

Sünnet Pedegojisinde ErgenlikEğitim üzerine yazılmış okuduğum çok kitap sayarım bir çırpıda. Her kitabın elbette bende etkileri de olmuştur. Ama bugünlerde okuyup bitirdiğim bu son kitap, gençlere olan bakış açımı külliyen değiştirecek gibi duruyor. Kitap; Ahmet bin Hanbel hazretlerinin, her insanın rızkı farklı olduğu gibi huyu da farklı olduğu konusundaki düşüncesiyle başlıyor. Herkesi her konuda eşitlemenin mümkün olmadığını, kiminde hırsın, kiminde şefkat ve merhametin fazla olduğu belirtiliyor. “Tek tip eğitim; sınıftaki bütün bireyleri eşitliyor, farklılıkları göz ardı ediyor. Sorunlar da işte bu noktada başlıyor.” diyor.

Nuriye Çeleğen, “Her insanın eğitimi özel kılınmıştır.” diyor. Allah’ın bireyleri ayrı ayrı esmasıyla terbiye ettiğini, kişiye özel eğitimin Rabbâni bir eğitim olduğunu, Hazreti peygamberin sünnetinin de bu eğitimin kılavuzu olduğunu söylüyor. Bunun için de Sünnet Pedegojisi kavramını kullanıyor.

Küçük yaşta annesi ve babasını kaybeden Peygamberimiz diyor ki “Rabbim beni terbiye etti. Edeplendirdi.” İşte Rabbimiz, tıpkı peygamberimizin eğitiminde olduğu gibi, kulun terbiyesini de ana babayı sebep yaparak aslında kendisi üstleniyor. Kitabıyla bunu yapıyor. Yürüyen Kitab Hazreti Peygamberin sünnetiyle bunu yapıyor. Şimdilerde anne babalar bırakın sebep olmayı, çocuklarına Allah’ın terbiye edici anlamındaki Rab isminin yansımasına dahi perde oluyorlar. Çocuklarının eğitiminde Rab isminden yardım istemiyorlar.

Bir davranış eğer sünnet olarak yapılırsa, niyetler böyle kurulursa; biz aslında diyoruz ki, “Ey Rabbim bu davranışımda yansıyan esman neyse, ben onu imdadıma çağırıyorum. Davranışımı o esmanla, o esmanın en güzel yansıtıcısı Resulünle ve seninle bağlıyorum.” Davranışımız da Allah Resulü ile bağlandığı için ibadet oluyor, bir kıymet kazanıyor.

Yazarımız ayrıca, “Bütün bunların ötesinde her sünnette Peygamber Efendimiz aleyhisselâtü vesselamın yansıması vardır. Bu yansımanın manevi etkisi vardır. Eğitim, manevi terbiye metodudur. Eğitim ruhun eğitilmesidir. Eğitim, görülenin ötesinde görülmeyeni terbiye etmektir. Onun için eğitimin özü madde değil, manadır. Manevi içerikten yoksun eğitim metodlarının netice alması zordur.” diyor.

Bu kitapla asrı saadetin ergenlerini de okuduğumu söyleyebilirim. 17 yaşında ayakkabısı Hadramut’tan, elbiseleri Bizans’tan gelen; ama bütün bunları elinin tersiyle itip, Allah’ın Resulunü ailesine tercih eden Mus’ab bin Umeyr’i okudum. 15 yaşındaki delikanlının “İzâcâe nasrullâhi” ayeti indiğinde hazreti peygamberin artık son zamanlarının geldiğini herkeslerden önce anlayıp, bir köşede için için ağlamasını okudum. İçki içen gencin arkasından peygamberimizin beddua ettirmeyip sahabilerin yanında “Yârab, onu affeyle, yârab, ona hidayet eyle!” diye dua etmesini okudum. Daha ne hikayeler okudum. Her bir genç sahabinin öyküsünde öğretmenliğe dair inanışlarımın, ebeynliğime dair davranışlarımın bir çoğunun ne kadar da yanlış olduğunu öğrenerek okudum.

Bu kitapta altını çizdiğim çok yer var ama ben birkaç tanesini buraya alayım. Gerisini kitabın kendisine bırakayım:

“Dünya, ergene, “olmaz ise olmaz” olarak gösterilince, ergen bunalıma giriyor. Şu an tüm ergenlere birinci sırada dünyayı kazanması tavsiye ediliyor. Dindar ailelerde bile durum bu minval üzre. Dünyanın fani olduğu, asıl olanın ahiret olduğu bilinci verilmeden, dünya hırsı ergeni yıpratıyor. İnsanın kaybetme konusunda en çok feveran ettiği, kaybetmeyi kabul etmediği dönem ergenliktir. Dünyevî yükleme yaptığımız ergenin buna tepkisine de bir isim veriyoruz. Ergenlik bunalımı.”
**
“Allah resulü yanındaki gençlere dünyanın faniliğini öğretti. Hayalleri yalnız bu dünyaya değil, ebede uzattı. Hayali yalnız bu dünya olan ergen, hayal kırıklığı karşısında bunalıma girer. Sabretmez. “Bu da geçer!” diye düşünmez. Kendince tek hayaline odaklanır. O biricik sandığı hayali gerçekleşmediğinde de boşluğa düşer. Ergenin hayalleri beka ile muhkem edilmek gerektir.”
**
“Modern eğitim; Allah sevgisinin yanında Allah korkusunun verilmemesini tavsiye der. Oysa, korkma ve sevme duygusu insanın yaratılışından getirdiği duygulardır. Bu duygular Allah ile tatmin edilmezse, Allah’tan korkutmadığımız çocuk, Allah dışında her şeyden korkar.”
**
“İnsanın çocukluk döneminde ruhu gayb âlemlerine daha açıktır. Görülenden ziyade görülmeyeni merak eder. Gerçekten ziayade hayali dinler. Hakikatten ziyade masalı sever. Olağan değil, olağanüstülüklerle ilgilenir. Âlem-i ervahtan gelen insan madde kabuğunu pek kabul etmez. Bunun içindir ki bizlerin bunalım yaşı olarak gördüğümüz dönemde Allah mükellefiyet yükler. Çocuklukta bu geçiş iyi sağlanmazsa, çocuğun ruhu madde ile çevrilirse, acısı ilk ergenlikte yaşanır. Ruh bunalır.”
**
“O’nun yanında hiçbir ergen, ergenlik sorunu yaşamadı. Kendini küçük görmedi. Hayata karşı endişe duymadı. Ümitsizliğe düşmedi. Depresyona girmedi. Ana babası ile kavga etmedi. Çevresine küsmedi. İçine kapanmadı. Kendini çirkin bulmadı. Fizikî endişelerle komplekse girmedi. İntihar hiç etmedi. O’nun yanında hep ergenler vardı ama ergenlik sorunları yoktu.”

Nuriye Çeleğen’in Sünnet Pedegojisinde Ergenlik kitabını her anne baba ve her öğretmen satır aralarına varıncaya kadar anlayarak okumalıdır, diyorum.

Sünnet Pedegojisinde Ergenlik, Nuriye Çeleğen, Nesil Yayınları, İstanbul, 2014

Sait Köşk

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz