Suda başladım hayata,
sonra karaya,ardından kentlere,
toprağa da uğramadım değil.
Şimdi ise bir kartalım.
Geziyorum alabildiğince karın tokluğuna.

Ben karanlıklar içerisinde bir yabancıyım. Bundan iki gün önce bir hastane odasındaydım. En son, hatırladığım kadarıyla kanser hastasıydım. Ve kafamda birçok soru işareti vardı. Nereye gideceğim? Cennet cehennem gerçekten var mı? Öldükten sonra ne olacak?

Şimdi tüm bu soruların cevaplarını biliyorum. Doktorlar fişimi çeker çekmez, beni  karanlık bir ortam hapsetti. Kapkaranlık bir ortam ses yok, dokunmak yok,bir ışık zerresini bile göremedim. Konuşmaya çalıştım beni duydular. Ama sesli konuşmadım sadece düşünüyordum. Anladım ben artık bir ruhum. Tıpkı ilahi kitaplarda yazdığı gibi.Hiçbir maddesel varlık göstermeyen bir ruh.Ve bir takım insanları fark ettim. Bu yere tam olarak bir zindan diyebilirim. Burada sadece düşünebiliyorum. Tabii hayattaki gibi değil. Burada duyu-dışı iletişim gücümüz var. Bu güçle yazı yazabiliyorum kentler şehirler görebiliyorum ve aklınıza ne geliyorsa bunları sadece düşüncelerimle yapıyorum. Benim gibi isteyenler  yazı yazabiliyor. Hiç bir eziyet çekmiyorum burada sohbetler ediyoruz ve bir sonraki dönüşümümüzü bekliyoruz. Benden bin yıl öncesinden gelip hala dönüşümünü bekleyen birçok  insan var. Onları nasıl fark ettiğimi soracaksınız. Duyu dışı iletişim gücü ile herkes birbiriyle iletişime geçebiliyor hem de birden fazla kişiyle. Ben bin yıl öncesinden birisiyle ahbap oldum. Bu ruh zindanında bana geçirdiği savaşları anlattı. Bir şövalyeymiş. Bir savaş sırasında ölmüş o da. Ve bir aslan olmak için bekliyor. Daha önce bir çok hayvanı reddetmiş.İçinde ölülerin bulunduğu bu zindanda her şeyin tadına varabiliyoruz. Çünkü duyu dışı iletişim gücümüz çok yüksek. Örneğin Sövalye arkadaşım Julio bana bir kahve bile ikram etti. Bin yıl öncesinin yapıtlarını ve kentlerini anlattı bana. Bende ona şimdiki şehirleri anlattım. Gökdelenleri,bilgisayarları,akıllı telefonları, bilimsel gelişmeleri,romanları vs… Ayrıca o günden bugüne gelen bazı yapıtları da gösterdim. O’na çok sanssız olduğunu söyledim. O ise bana şanssız olmadığını insanlığın bu şekilde daha kötü yaşandığını söyledi. Ve şunları ekledi: “İnsanların ellerinde ki imkanlar arttıkça birbirlerini olan zülumleri de artacak. “Ben insan olmadan önce en son ruhumu sincapta yaşamışım. Bunu burada fark ettim. İnanın daha ötesini hatırlamıyorum. Ben şimdi ise bir kartal olmak istiyorum. Kuşların en güçlülerinden olan, gözleri en iyi gören, yaşam için en güçlü canlılardan olmak istiyorum. Bunun içinde yavru bir kartal bedeni gerekli.

***

Bütün yazmadığım zaman  boyunca dünyada dolaştım fakat bir kartal yavrusu bulamadım. Bu arada eski evime gittim. Eski karımı ve çocuklarımı gördüm. Çocuklarımdan en küçüğü de evlenmiş onların düğünlerini de izledim. Karım benden sonra bir evlilik yapmış. Hemen de bulmuş ne kadarda çok seviyormuş beni(!). Her gün oturduğum kahveye gittim, sonra iyi ki ölmüşüm dedim. Gerçekten ölüm o kadar korkulacak bir şey değilmiş. İnsanlar bilmedikleri şey hakkında korkarlar. Hem ben böyle ne olacağımı daha iyi biliyorum. Eskiden “Ölsem de kurtulsam” derdi annem ve babam gerçekten bu söz doğruymuş. Öldüğümüz zaman inanılmaz bir güce sahip oluyormuşuz meğerse. Sahi size buradaki yakınlarımdan bahsetmedim. Burada kapıcımın bir çocuğu var iki sene önce trafik kazasında ölmüştü. Ona bu olayda kimin suçlu olduğunu sordum ve o da kendinin suçlu olduğunu söyledi. Üzüldü tabii  yine  ama o da buradaki insanlar gibi pişman değil öldüğüne. Annemi ve babamı aradım bir ara fakat onlar birer civciv  olmuşlar. Babam annemin ölmesini beklemiş ve birlikte iki bedene girmişler. Gerçekten romantik adammış babam burada bile süprizini yapmış. Diğer akrabalarımı zaten aramadım bile. Yaşamımda bir hayırları yoktu.

Bir ara mezarıma gittim, baktım. Merak ettim gayet iyi bir mezarım var. Buna sevindim. Çocuklarım zaten ilk öldüğümde baya bir ağlamışlar. Baya bir bocalamışlar. Arkamdan bir sürü sözler söylenmiş “gitti,gitti” diye. Hayır ben burdayım diyemedim. Demek de istemem zaten şu an da gerçekten mutluyum. Orası gerçek bir cehennem yeri burada ölülerin kimseye bir zararları yok. Ama hayata geri dönmem gerekiyor. Hayat sanki insanın suyu gibi bir gereksinim. Ruh bir beden istiyor. Ben mesela burada çok iyiyim keyfim yerinde ama bütünüm yok. Ölmek pahasına da yaşamak güzel şey.Mesela kartal olacağım zaman mücadele edeceğim ve savaşacağım. Julio’dan öğrendiğim savaş taktiklerini kullanırım belki. Ruhken mutlak güç bende fakat benim mutlak güce değil yaşama ihtiyacım var. Buradan hayata geçmek küçükken oyunlar oynamak gibi. Ben küçük doktor olmayı isterdim. Burada da oyunlar oynuyoruz sanki.Birimiz leopar olmak istiyor birimiz fare vs… Oyunlarımızı oynayıp geri geliyoruz.

***

Dediğim gibi burada günlere zamana bile hükmedebiliyoruz. Bu sayede hayatımda benden sakladıkları her şeyi öğrendim. Meğerse karım beni uzun yıllar aldatmış hemde benim bir dostumla -iş arkadaşımla-. Haluk’a kartal olunca yapacağımı biliyorum. İlk önce onun gözlerini oyup onu o iğrenç yaşamda kör bırakmayı düşünüyorum.Karımdan bunu beklemezdim.Ayrıca ona babamın yaptığı sürprizi yapmayı düşünüyordum fakat şimdi avucunu yalar. Karım gelmeden bir kartal yavrusu bulsam iyi olacak.

Gökhan Candan

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz