Bay M (4. Bölüm) – Nostalji Üzerine Türlü Mülahazalar

0
195

Geçmiş diyorduk dostlar; şimdi biz mecburların henüz tespit edemediğim bir bölümü, kendi gençlik veya çocukluk döneminin günümüze göre bambaşka güzellikte olduğunu anlatır. Bizim zamanımızda diye başlayan cümlelerdeki zaman, insan değil de başka bir türü içinde barındırır sanki. Yaşadığı şartları kabullenemeyen insanlar, anılarına saklanmaya çalışır. Buralar bir zamanlar dutluktu yeğen diyerek, yaşamını beton duvarların arkasında sürdüren bey amcalarınki de aynı özlemin dışa vurumudur. Ergenlik çağındaki duygusal bir çocuk bile yaşadığı hayal kırıklıkları karşısında an gelir annesinin kucağına sığınır. Sebep nostalji kelimesinde saklıdır. Evet mecburlar nostaljik düşünür. 

BAY MNostalji: Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi, geçmişseverlik, gündedün… (Güncel Türkçe Sözlük/TDK)

Burada yakamıza yapışan yalnızca yaşadıklarımız değildir. Yaşayamadıklarımız, yapamadıklarımız, kaçırdığımız fırsatlar kısacası içimizde ukde kalanlar her biri ayrı ayrı sızıya sebep olur organizmada. İlginç olan tarafı insan, yaşadığı bir anıyı sanki geri getirecekmiş gibi yarınıyla arasını açar.

Geçmiş silinmez dostlar; yaşadıkça gönül kabını doldurursun. Bir kaba benzer gönül. Doğar doğmaz ilk nefesini atarsın o kabın içine. Ağlayabilince ağlayışını, gülebilince gülüşünü atarsın. Anneni tanırsın, onu atarsın kabın içine. Babanı tanırsın, onu da atarsın. İlk adımını atarsın kabın içine. Okula başlarsın ilk kalemini, ilk çizdiğin çizgiyi atarsın. Ergen olursun ilk sakarlıklarını, ilk sakallarını atarsın kabın içine. İlk içtiğin sigarayı atarsın. Test kitaplarını atarsın, gün gelir ilk aşkını atarsın.

Ve işte aşk…
Yer çekimine karşı koyma cüretkarlığı,
tek başına kalmayı kalabalıklara tercih etme eğilimi,
kendi kendine konuşmanın verdiği hazza düşkünlük,
sevgiliyle bir yere gitmek yerine oraya gitmeyi sadece hayal etmek çelişkisi,
şiir sanatının varlığına binlerce kez şükür edilmesi,
ah o güzelim yalnızlık!..

Bir Attila İlhan şiiriyle devam etmek istiyorum. Benden aşkın yaşamın en güzel mecburiyetlerinden olduğuna inanan herkese gelsin.

Atilla İlhan ve Sacit Onan ağabeylerin ruhları şad olsun.

Aşk ne menem bir şeydir, organizmanın neresinde saklıdır, hangi hallerde faaliyete geçer,  yenilenebilir enerji kaynaklarından mıdır, sırtta mı taşınır yoksa başka bir yerde mi, aşık olanlar mecburiyetten mi oldular yoksa aşk herkes için mecburiyet mi olmalıdır gibi sorular dünya kuruldu kurulalı soruluyor. Filozoflar bile dünyayı ve insanı bilme uğraşlarında yoruldular bu soruların cevaplarını ararken. Biz Mecburlar Ailesi önümüzdeki günlerde bu soruların cevaplarını arayalım ne dersiniz dostlar? Şimdilik iyi ki aşk var diyorum. Ve aşkı kendine yakıştıran bir nesil yetişmesini diliyorum Allah’tan.

Konuyla ilişkin görüşlerinizi bekliyorum.

Evet; işe başladığın günü atarsın, ilk aldığın maaşı atarsın kabın içine… Bir an gelir kap taşmaya başlar. Yaşadıkça doldurmaya devam edeceğinden sürekli taşacaktır artık. Burada önemli olan taştıktan sonra çatlağın bulunmasıdır. Dönülecek yörüngenin seni güneşe götürmesidir. Aksi halde yarım bırakılmış öyküler gibi geçer ömür. Geri kalanına ne yazarsan yaz.

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz