Nar Ağacı’ndan Altını Çizdiğim Satırlar

*Yazıya düşen hiçbir şey ateşini olduğu gibi yansıtmıyor. Her şey yazıya dönüşürken munisleşiyor. Hiçbir alfabede “Z”den sonra harf yok çünkü.

*İnsan açlıktan nasıl ölür? Sessizce, tükene tükene mi? Yoksa bağıra bağıra, sürüne sürüne, görüne görüne mi? Bilmezdim. Ama defalarca gördüm. O kadar gördüm ki artık görmez oldum. Zehra, bir bilsem, unutmak bu lisanda kaç hecedir?

*Hayallerimde bile sana söyleyemediğim şeyleri yazacağım şimdi. Siz yerine sen demek gibi…

*Senin geldiğin yöne ben, benim geldiğim yöne sen diyorum içimden. Hiçbirimizin kökleri kendi toprağında değil yani.

*Ben de yorgunum. Ben de çok uzak yollardan yürüyerek geldim. Ama benim bütün geçmişim sen bir nazar edersen aklanır, çünkü senin gözlerinde bir cennet bakışı var.

*Türk’ü, Kürt’ü, Ermeni’si, Rum’u, Arnavut’u, Arap’ı, Yahudi’si daha bilmem kimiyle, 72 milletiyle asırlarca gül gibi geçinip gitti. Milleti bilirdi Osmanlı; ama milliyetçiliği bilmezdi.

*Geniş, gepgeniş, geçmişteki ve gelecekteki bütün darlıkları ihlal eden, hiç ummadığı kadar geniş bir nefes aldı. “Allah’ım” dedi, “Hiçbir şeyim olmasa bile sana şu nefes için hamdolsun.”

*Bir tek veya milyon, fark etmezdi. Çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi. Çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi. Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu.

*Çöl ile gök gibi buldular birbirlerini. Aralarında bir yağmur eksikti.

*Geçmişi bizim için manalı kılan şey, ona bugünden bakıyor olmamızla alakalıydı.

*Farz edelim ki şu anda sen cehennem gibi bir hayatın içindesin. Ama cennetteki yanın, bir perde üzerinde seyreder gibi şu an seni seyrediyordur. Bu da sen. O da sen. Sen ondan habersiz ama o senden haberdar. Bu kadar, hepsi budur. 

*Aşk bahane. Herkes kendini seviyor, bu cilvede kendi güzelliğinden emin olmak istiyordu ve tıpkı şu ayna gibi bu güzelliği yansıtacak, parlatacak bir ayna arıyordu.

*Tebdil-i mekânda ferahlık olduğu muhakkaktı fakat bazen mekân da tebdilden ferahlanırdı.

*Ben çantamı hazır ettim. Nasibi olan yoluma çıksın.

*Aklın yolu bir, kalbin zulme isyanı aynıdır. Uzak değil. Ateşin sesi geliyorsa canınıza yapışması yakındır. 

*Günâh da âh’la kafiyelidir: O da siyâh’la, simsiyâh’la, vâh’la, eyvâh’la. Lâkin hepsi de Allâh’la.

*Tarihe sebepler değil, sonuçlar kalır.

*Aşk olunca en çok da ölüm hükmünü kaybediyor ve insan kendisini ölümsüz zannediyordu.

*Her şeyin gölge olduğunu bir kere fark edince, artık can acısa da bir acımasa da bir. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile de biter. Hem öyle bir biter ki artık bitse de fark etmez, bitmese de fark etmez.

*Aidiyet kan bağından önce gelen bir şeydir. A da aynı toprak üzerinde ortak bir geçmişle kurulabilir.

*Bir felaket bir başka felaketi kovar, korkma.

*Her yan Kerbelâ. Varsın olsun, Hüseyin olmak Yezd olmaktan yeğdi.

*Oysa aşkın yeterincesi olmaz, benim hiç olmamış sevgilim. O ya vardır, ya yoktur. Hududu, temkini, itidali tazmini olursa zaten aşk olmaz. Var olduğu müddetçe vardır o. Ve var olduğu müddetçe de tek biçimde tek hacimdedir.

*Bu kadar hesap yapmaya ne gerek vardı? Hepi topu aşk işte. Gelir, yaşanır ve günü gelince biterdi.

*Gün gelir hesaplar kesilirdi elbet, bu dünyada değilse de bunun öteki tarafı vardı. O, değil mi ki “Mâlikiyevmiddin”di.

*Sevilen bir kadın, bir erkeğin bütün acılarını dindirebilirdi.

*Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim/ Ben böyle çağırmasam sen öyle gelmezdin.

*Ve son olarak bir dua:

*Allahım, şu ellerimin işlediği bütün günahları affet. Şu ağzımın söylediklerini, dilimin dönüp de kelimeye çevirdiklerini, aldığım bütün yasak ve yanlış kokuları, yüzümü çevirdiğim hatalı yönleri, şu kulaklarımın duyduğu duyulmaması gereken sözleri, benim yüzümden benim başıma gelenleri, kendi ellerimle kendi boynuma sardıklarımı ve şu ayaklarımın yürüdüklerini affet.

Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu, Timaş Yayınları, İstanbul

 

                                                                                                                    Sait Köşk
                                                                                                                02.11.2015

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz