Küçük Kar Küresinde Deliler ve Çocuklar – Bilge Çiğdem Öztunç

0
107

bilge-kitap2

“Çünkü bir tek deliler ve çocuklar gerçekten özgürdür…”

Yaşıtım olan onunla benzerliğimiz ikimizin de kitaplarla olan sonsuz dostluğudur şüphesiz, fakat beni okur, onu ise nihayetinde yazar yapan şeyin bir kâşifin sahip olacağı türden cesaret ile aşk olarak nitelendirdiğim keşfe açlıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Nitekim her ikimiz de 15 yaşındayken o 300 sayfayı bulan bir roman hediye etmişti dünyaya. Şimdi bu “Gök! Aşk! Özgürlük!” diyerek çığlık atan kızın 2. kitabı ellerimde, kapağı kaldırıyorum ve o vurucu cümle; “Çünkü bir tek deliler ve çocuklar gerçekten özgürdür…” Dakika 1 gol 1. Beni beynimden vuracak cümlelerin ilkini selamlıyorum, hoş geldin.

“Ayağındaki pranganın, ellerindeki kelepçenin izin verdiği kadar özgür olduğunu bilip yine de hür hissetmek aşkıyla yanmaktır delilik…” cümlesinin sahibi, insanın niçin seyahat ettiğini sorguluyor bu kitapta. “Küçük Kar Küresinde Deliler ve Çocuklar”, yazarın Avrupa seyahatinde kimi zaman ilginç kimi zaman planlı bir şekilde tanıştığı hayatların, psikolojik açıdan yorumlanmasıyla harmanlanmış başarılı bir eser. Kitap, içinde hayat hikâyelerine yer verilen onca insanın gezmek aşkıyla yanıp tutuşmalarının tesadüf olmadığını;  gezgin, seyyah ya da adına her ne denirse bu kişiler 20,40 hatta 78 yaşında olsalar, hasta ya da sağlıklı olsalar dahi fark etmediğini anlamak bağlamında da okura çok şey katacak.

Kitap 1 Önsöz ve 10 ayrı öyküden oluşmuş. Sen Buna Sıkılmak mı Diyorsun?, Gitmek Hüküm Giymektir, Hayatı Zaplamak, Koş David Koş, Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor, Yol Açık Yola Çık, Minyon Esmer ve İnce Çeneli Kadın, Ayna Ayna, Sen Yine de Güneşe Dön Yüzünü, Sarıl Sana. Her öykü kendi içerisinde adeta iç içe geçmiş halkalar şeklinde örülmüş bir plan dâhilinde ilerliyor. Öykülerin sonunda bizi karşılayan çizimlerse hikâyeler kadar derin. Çalkantılı bir aşkı gerisinde bırakıp kaçan genç bir adam, yaşamak istedikleri yeri bulmak uğruna yola çıkan bir çift, ülke değiştirmeyi takıntı haline dönüştürmüş bir 52 yaş, agorafobiyle başa çıkmaya çalışan genç bir kadın ve çok daha fazlası… Yaşama 1 değil 10 ayrı bakış açısıyla bakmanın doyumsuz hazzı…

Ve işte kitabın içinden cımbızladıklarım;

Bu bir yolculuk… Rota durmadan değişiyor ve gün batımında, sabah başka bir şehirde uyanacağınızı düşünmek, kendinizi bir çağlayanda küçük su damlası gibi taptaze hissettiriyor.”
*
“Bir Kızılderili atasözü insanın tabiattan uzaklaştıkça kalbinin katılaştığını söyler. Şuan bulunduğum yerden çevreme bakıyorum da; kafalarını telefondan kaldırmayan çocuklarla dolu etrafım. Oysa daha diz kapaklarını çatlatırcasına koşmayı öğrenmeleri, bisiklete binmeleri, annelerine 5 dakika daha dışarıda top oynamak için yalvarmaları gerekiyordu. Anlayacağınız bu çocukların çıplak ayakla ıslak çimenlerde gezip üşütmeleri, iyileştikten sonra sanki hiç hasta olmamış gibi gezip yeniden üşütmeleri lazım.”
*
“Bütün duygu ve düşüncelerimizle herkesten ayrı olduğumuzu düşünmemiz tüm insanoğulları ve insankızları için aynı mıdır? Eğer aynıysa birbirimizden farklı olduğumuzu düşündüren sebeplerden birini daha uğurlayalım.”
*
“Bireyin aynadaki aksiyle içinde saklı tuttuğu yüzünün birbirini tutmaması durumu, yaşlanmak, kişiye nasıl bir hüzün armağan ediyordu?”
*
“Kafam önce karışmış, ama sonunda şu kanıya varmıştım; gerçek acılar yaşamamış insanlar aslında mutlu olduklarının farkına varamıyorlardı ve dünyada olan bir şeyin değeri onun zıddının derecesine göre belirleniyordu. Aç kalmadan tokluğun, kirlenmeden temizliğin değerini anlamak güçtü.”
*
“Güçsüz bedenlerimiz içinde fazla talepkâr ruhlar barındırıyoruz biz insanoğulları ve insankızları. Çoğu zaman kararsızız. Ne istediğimizi bilemez, bildiğimiz zamanlarda ise sorgulamaktan korkarız. Kafamızdaki doğrular öyle kök salmıştır ki zordur yaşam düzenimizi değiştirmek, bir inancı yok edip yeni bir inanç geliştirmek.”
*
“Gerçekler yalnızken açığa çıkar, kalabalık uyuşturucu gibidir. Yalnızken yazabilirsin en kuytu düşünceleri, yalnızlıksa çoğu zaman hüzünlü şeydir.”
*
“Çünkü bir şeyi yüksek sesle söylemek o şeyi artık yalnızca bir düşünce olmaktan ileri götürür, inançlaştırırdı.”
*
“Eğer mükemmeli yok edersem yaşamın çiçek bahçelerinin kapısı açılacak sonuna kadar. Ancak mükemmeli yok edersem, hepsi olabilirim.”

İlk kitabını 15 yaşındayken çıkaran genç yazarlarımızdan Bilge Çiğdem Öztunç, ikinci kitabıyla karşımızda. “Küçük Kar Ülkesinde Deliler ve Çocuklar isimli eser, siz kitapseverleri bekliyor.

Kübra ALTUNER

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz