Hayat ironik naraların atıldığı, ipi koptu kopacak bir salıncak artık! Ve hemen dibimizde bekleyen koca bir uçurum; bağrında ne sakladığını bilemediğimiz. Elbette kötülüğe, karanlığa hizmet edenlere karşın, güneşin saçlarını taramak için elini taşın altına koyabilecek minik kıpırtılara dev sancılar ekenler de var. O ipi tam kopacağı yerden sağlamlaştıran düğümler de atılıyor güzel insanlarca. Ki o ipin kopması için dilini, dinini, kutsalını insan üzerinden bileyleyen insancıklara rağmen atılıyor o evrensel düğümler. Sevginin ve kardeşliğin sütünü içen hangi can yoktur ki, gönüllere barışçıl çiçeklerin tohumunu serpmesin? Değil mi ki; savaşların, ölümün, bölücülüğün zehrini, göğün kanatlarına zerk edenler, karanlığa hizmet etmekten başka bir şey yapmayan kan emicidirler?

mehtapDüşünmek ilk adım, konuşmaksa eyleme geçmeden önceki kendinden emin diğer adımdır. Kendinden ne kadar emin olursa olsun, güzele niyetlenip atılmayan her adım, menzilini yitirmiş hakikat aynasıdır. Ki eyleme geçmeyen her güzel şey, boşluğun duvarlarına çarpan,kokusunu kaybetmiş gül gibidir! Belki de bu yüzden artık hayatın arka bahçesinden gül kokusu yerine kan kokusu geliyor…

Edebiyatın iyileştirici, birleştirici ve güzeli şeddeleyen rengini sağmak, bir güzel yüreğe düştü bu günlerde. “Kırmızı Hayatın Rengi Olsun, Ölümün Değil!” sloganı ile yola çıkan projenin sahibi Nilüfer Zontul Aktaş adlı bir öğretmen. Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin bu projeye verdiği destekse; uçmak için kendine kanat arayan bir karıncanın bayram sevincinin ta kendisiydi. Bayramını sadece kendisi için yaşamayan; önce kendi topraklarında yaşatacak olan, sonra da biliyorum ki ülkem topraklarının birçok yerine ulaşacak olan bir sevincin adı olacaktı bu toplumsal hareketin adı.

Toplumsal yaralara sanatın parmağının değmesi demek, toprağın çatlak yerlerine billûr bir ırmağın sızması demekti. Nilüfer Zontul Aktaş Öğretmen ve Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı tam da buydu. Bu güzel amaca hizmet etmek için güçlü bir rüzgâra ihtiyaç vardı. Ki bizler çok iyi biliriz, ülkemizde kaç sosyal proje desteklenmediği için kaç çocuğun ya da kaç cesur yüreğin renkleri canlılığını yitirdi ya da yitirmek üzere!

Rengini karanlığa, savaşa, vahşete bağışlayan ülkelerin ve halkların sesini, ancak ölüm ve yarınsızlık kucaklıyor. Sonra da bu renksizliğin hesabı, muhatabı olmayan uçurumlarda aranıyor. İşte minicik adımlarla başlayacak olan koca yürekli umutların önünü açmak adına, bu kıpırtılara hep birlikte omuz vermek için çıkmıştık Malatya yolculuğuna. Barışa ve kardeşliğe hizmetin edebî yanıydı bu yolculuğun adı.

Projenin yan kanatları olan bizler – ustalarım ve kalemdaşlarım-  kırmızının kuyusuna inip, o renkle ilgili ezberlenen veyahut ezberletilen; kanı, savaşı ve ölümü hatırlatan özünü silmeye çalışacaktık. Amacımızı biliyorduk ve bunun heyecanı ile o kuyunun gökyüzüne bakan ağzına, barış ve kardeşlikten beslenen renkleri işleyecektik.

İlk gün protokol günü idi, ama ne mümkün böyle bir ortama resmiyetin gri renginin düşmesi… Büyükşehir Belediye Başkanı dâhil olmak üzere, 44 misafirini tek bir sofrada ağırlayacak kadar samimi bir ortamda gerçekleşti kahvaltımız. Kahvaltıda Nurullah Genç’in 1993’te Kazakistan’ın başkenti Almatı’da yapılan, 2. Türkçenin Uluslararası Şöleni ile ilgili içinde D. Mehmet Doğan Hocamızın da olduğu hatıraları anlatması, salondaki samimiyete hoş bir zeyl oldu. Kazakça okuduğu Almatı şiiri de, gün boyunca şiirin üzerimize sinecek ilk damlasıydı sanki…

Bu arada okul programı olmazsa olur mu? Olmaz! Kahvaltının ardı, yazarların okul koridorlarına barışa, kardeşliğe, edebiyata, insanî değerlere dair yağmur olup yağma vakitlerinin geldiği andı. Tüm yazarlar tek tek önceden belirlenmiş okullara yönlendirildi. Benim payıma da Yeşilyurt da bulunan Mahmut Çalık Anadolu Lisesi düştü. Yazmak eylemi/şiir/öykü/barış/kardeşlik üzerine söyleştik genç dostlarımla. Oradaki en büyük kârım, “cezaevi bakışlı can” dediğim öğrenci idi. Bazen gözlerine yaşamı hapseder insanlar ve ancak onun gibi bakanlar kırar o parmaklıkları. Evet, en güzel anlardan biriydi yine gözü gözlerime kilitlenen gençlerle hemhâl olmak. Çoğalıyoruz gittiğim/iz her okulda en az bir tane biz çıkıyor ve çoğalıyoruz inşallah…

Gün, projenin şahdamarı dediğim yürüyüş ile bereketlendi. Her yazarın elini bir minik yürek tuttu. Kırmızı karanfiller, al duvaklı gelinimiz Bayrağımız, miniklerin kırmızı cicileri… ‘Âh dedim içimden âhh! Kırmızı hiç bu kadar güzel olmamıştı.’ Gamzelerinde güller açan miniklerle barışa, kardeşliğe, huzura, bir olmaya, edebiyatın edep mayalayan rengine ram olduk hep birlikte.

Sosyal projeler toplumun hastalığına sürülen şifalı ilaçlardır. “Kırmızı Hayatın Rengi Olsun, Ölümün Değil” projesinin mimarı Nilüfer Zontul Aktaş’a teşekkürün hasını sunuyorum/z. Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Battalgazi Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ise tabiri caizse teşekkürün babasını sunuyorum. Gün boyu her daim yanımızda olan Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Sayın İhsan Gençay Müdürümüze de teşekkür etmeyi unutmamak gerekir. Nilüfer Öğretmen’in her adımında yanında olup, koordinasyonda birlikte hareket eden Mükremin Bey, Süha Bey ve Mahmut Beylere teşekkürü de unutmamak gerekir. Ulaşım mı dediniz; o da önce Rabbimin izni ile sonra da çok değerli Akif Beyin özverisi ile gerçekleşti. Ve bu projenin kitaplaşma aşamasındaki emek işçileri editörler, Sayın Fahri Tuna ve Sevgili Türkan Ayyıldız’ı da unutmamak gerekir. Ekip işinin, inancın ve emeğe saygının terennümü yankılandı Malatya’dan ayrılırken.

Ustalarım ve kalemdaşlarım ile birlikte Malatya sokaklarına, barışın/kardeşliğin rengini içirdik gönüllerini güzelliğe açan gönüldaşlarımıza. Sonra minik yüreklerin o kirlenmemiş yüreklerinden bağışladıkları umut tarlasına,cümlelerimizi ektik. Bekliyoruz!.. Tokat, Siirt, Ankara, Erzurum, İzmir, Hakkâri, Bolu, Adana, Trabzon, Konya ve diğer şehirlerimizin de sesimize sarılacağı günleri bekliyoruz. Bu güzel tabloya gönül fırçasını alıp gelecek herkesin kırmızı kırmızı güller olup, barışın/kardeşliğin/birliğin resimlerini çizecekleri ânları bekliyoruz. Çünkü biliyoruz,“yansıması, masumiyeti kucaklayan her adım kutsaldır!” Bakalım sesimizi kimler duyacak…

Mehtap Altan

Kimler Neler Demiş?

avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Turhan Candan
Ziyaretçi

Kuru kayısı kıvamında bir yazı… ?

wpDiscuz