İstanbullular – Altı Çizili Cümleler

0
80
  • Cesaret zamanında kullanılmazsa bir intihar silahına dönüşür. 
  • Onu çok özlemekle, bu buluşmadan korkmak ve her an kaçıp gitmek arasındaki Araf’ta çıldırıyordu.
  • Yeni arkadaşlıklar inandırıcı olmak için eskimeyi bekliyor galiba…
  • İnsan ancak kendine benzeyen bir şehre dönerken kendi hatalarını affetmeye benzer bir acı çeker.
  • Bize yapılan iyilikler insanın bir parçası oluyor ve artık ölene kadar o iyiliklerle birlikte yaşıyoruz. Unutmadıklarımız kötülüklerdir. Kötülükleri hatırlarız, çünkü acıtırlar. İyilikler unutulur, çünkü onlar artık bizim parçamız olmuşlardır. 
  • Büyük kararlar çocukken verilir, onları yerine getirmek daha sonraki yıllara kalır.
  • “Kesin” kavramının iç yakan sertliğiyle “dönüş” eyleminin içine saklı yenilmişlik acısı kesin dönüşe taşınması çok zor bir ağırlık, taşıyana da bir çeşit kurban psikolojisi yüklüyordu.
  • Hasretlik ve gurbet garibin kanseridir; metropol, göçmenin AIDS’idir! 
  • Yüzyıllardır “önemli büyüklere” emir kulu olmuş bir toplumun; kurallara uymak, her vatandaşa eşit davranmak gibi demokratik her hareketin daima cezalandırıldığı bir genetik hafızaya sahip çocuklarından biriydi.
  • Düşünmek tartışmayı getirir, oysa tabular tartışılamaz! istanbullular
  • Kendisine öğretilen ‘değer’ kavramıyla, gerçek hayatta öğrendiği değerler farklıydı. Değerlere sahip bir insan olmak hem çok basit, hem de çok zordu. Basitti: dürüstlük, samimiyet ve doğallık gerektiriyordu. Zordu: bedelleri ağırdı ve büyük cesaret istiyordu. Kimse dürüst, samimi ve doğal insanı sevmiyor, ondan hatırlattıkları nedeniyle nefret ediyor, onu yalnız bırakıp cezalandırıyordu.
  • İnsanın kendi kafasında yarattığı tehlikeyle başa çıkması bazen gerçek tehlikeden daha zordur. 
  • Doğa ve insanlık bütün felaket ve zulümlere karşın yok olmuyor, fakat değişiyor. Değişim anahtar sözcüktür! Asıl felaket ve kıyım, değişime ayak uyduramamaktan kaynaklanır, fakat değişimi destekleyenler hiçbir yüzyılda çoğunluk tarafından kabul görmemişlerdir. 
  • Aşıkların suçluluk duygusu yüzeyseldir.
  • En duyarsız, en bencil ve en vicdansız erkek bile bir kadının kendini her şeyiyle sevip kabul ettiğini en çok sevişirken anlar, çünkü seks bir kadının kendini vermesi değil, aslında erkeği en derinine kabul etmesidir. Seks, biri öbürü tarafından en derinine kabul edilmemişse yalnızca bir boşalmadır.
  • Vatan neresidir, anıların mı, akraba ve arkadaşların yaşadığı yer mi?

 

İstanbullular, Buket Uzuner, Everest Yayınları, İstanbul, 2007

Akif Tuna
20.11.2015

 

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz