Editörün Önerisi:

İmgenar Sokağı 

Mehtap Altan’ın Kaleminden

imgenar sokağı - mehtap altan

– Nerede oturuyorsun? diye sordum.
– İmgenâr Sokağı’nda. dedi.
– Hayalin başkenti mi bu sokak? diye sordum tekrar. Sonra açıklama gereği hissettim nedense: “Cemal Süreya “Biliyorsun ben hangi şehirdeysem / Yalnızlığın başkenti orası.” diye ilan etmişti ya yüreğini kastederek, bizler de hüznün başkenti olalım, imgenin ya da!”
– Varla yok arasında ama daha çok yok’a yakın, dedi sonra.
– Peki ya siz! dedim.
– Hiç’im. dedi.
– Kiminle konuşuyorum o zaman! dedim gülerek hazırlıksız. O da güldü içten ve  de pazarlıksız. Sesi açmamış gonca tazeliğindeydi ve şakımamış bülbül bakirliğinde!

– Siz de hiçsiniz efendim, siz de hiçsiniz. Gelmişiz şu kavanoz dipli dünyaya, Yunus söylemiyle bir top kefen alıp döneceğiz ebedi dünyaya.

Uyandım, geceyi sabaha bağlayan vakitte kendimi İmgenâr Sokağı’nda buldum. Bir kahve kokusunda buram buram keyfe kederlenmiş, çikolata kıvamında hüzne demlenmiş ve sokağı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aşırı gerçekçiliğinden kurtararak biraz  daha içselleşmiş bir şekilde. Ete kemiğe büründüm İmgenâr diye göründüm, bugün çokça Yunus’um.

Başladım okumaya İmgenâr’ı. Sonra İmgenâr üzerine derkenârım oldu bu sözler. Nedim geldi aklıma İmgenâr Sokağı’nı okuyunca. Hani bir beytinde demişti ya:

“Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm

Bir perî sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana.” Yani: “Ey Nedim! Senin anlattığın gibi güzel bir kadın bu şehirde yok. Ki bu güzelliklere sahip olan varlık bir kadın, bir insan olamaz. Olsa olsa sana bir perinin yüzü görünmüştür. Bu kadar güzellik bir gerçekte değil, ancak bir hayalde sana görünmüş ve sen de onu var sanmışsındır.” Vay be, ne hayal ama! Galiba hayal kurmayı ve o hayal dünyasında iyi ve güzel olmayı özlemişiz. Bunu birisinin bizlere anlatmasını beklemişiz. İşte bu sokağı var zannettim okuyunca. Gezdim dolaştım özgürce. Güldüm ama yeri geldiğinde de ağladım içten içe. Gözyaşlarım bir yer altı nehri gibi içten içe aktı. Sesini duydu insanlar belki de ama kaynağını öğrenemedi. Hikayelerin içinde de bu yalnızlığı ve hüznü iliğime dek hissettim belki de “Bütün hüzünbaz yüreklere” ithaf edildiği için üzerime alındım.

Ardıç kuşunu özledim her nedense? Nazlı’da kutu kutu penseyi özledim. Bir masal tadında tarçınlı vefa kokusunu… Yüsra’yı, iç sesimizi, annemizi. Ne kadar da dolu gözlerimiz. Hani bir dokunsalar hafazanallah şehri sel basar. İçimiz okyanus… Ne kadar da iyilik güzellik biriktiriyor yazar ve onu çocuklar aracılığıyla pay ediyor insanlığa. Sude’ de tarçın kokusu oluyor anne özlemi, Aylin’de o hüzünlü tablo aslında benim tablom oluyordu. Öksüz çocuklara anne olan öksüz öğretmen Zehra, yüreğimizin en aziz misafiri oluyor. Melali anlamayan nesle aşina değiliz işte, hüznü bilmeyen yürekle işimiz de olmaz.

ayıttı ol peri bir gün düşüne girüren bir şeb
sevincimden nice yıllar geçiptir görmedim uyku”
Divan şairi Zati, şiirin işportacısı… Bu beyti yazmış ama ne güzel yazmış. “O periler güzeli ”günün birinde, bir gece rüyana gireceğim !” diye söz verdi. Bu sözün sevinciyle nice yıllar geçiyor ki gözüme uyku girmedi.” diye. İmgenâr Sokağı’nı okuduktan sonra benim de gözlerime uyku girmedi. Kendimi hep kitabın sayfalarında dolaşan bir noktalama işareti gibi gördüm: her cümlede, her sayfada…Eksik olmadım yani, kopmadım, bitmedim ve gitmedim. Kitabın bir parçası oldum, iç noktası oldum. İçini doldurdum hayallerimle. Ne güzel düşler kurdum yazardan gizli, ne hayallerde yüzdüm.

İmgenar Sokağı’nda dolaştım dün gece. Kâh rüyadaydım, kâh uyanıktım. Zamanın içinde bir zaman, mekanın ötesinde bir mekan… Kahramanlar hep hayatın bir kesiti üzerinde masalımsı bir yaşamla müjdelenmiş. Hüzün kokuyor satırlar, altı çizili satırlar yüreğimi de çiziyor. Hüzün ki zırhı yazarın, çelik gömleği, kurşun geçirmez…. Ama sırılsıklam insan sevgisi içeriyor bu hüzün. Yazarın kahramanlarının içine işlemiş, kanına girmiş, aklına kazınmış bu hüzünlü sevgi. Evrensel bir sevginin tohumlarını görebiliyorsunuz her kahramanda. Yazar bu dünyanın sevgi bahçıvanı olmuş. Masalımsı bir üslup; iyiler hep iyi, güzeller hep güzel…Ve esasen bu kalem çok özel.

İmgenar Sokağı’nda dolaştım dün gece. Kâh uyudum, kâh uyandım. Kâh var oldum, kâh yok oldum. Kâh kahroldum o hikayelerin kahramanı olmadığım için, kâh şad oldum o kahramanları tanıdığım için. Akıp giden bir kar suyu gibi cümlelerle yıkandım, içimi serinleten düşlere uyandım. “İmgenâr iyi ki var” dedim kendi kendime.Yazar da iç monologlarla bunu yapıyor.

Nakşı ber âb derler ebruya suya atılan nakış… Bu hikayeler de insan ruhuna atılan nakışlardır. Ve bu nakışlar başka hiçbir eldeki nakışlara benzemiyor. Zarif mi zarif, naif mi naif… İmgenâr Sokağı da akla ve hayale atılan nakış oluyor Altan’ın naif ve bir o kadar zarif kaleminde. Okudukça okuyası geliyor insanın. Sait Faik’i hatırlatan bir dil, Yunus’u anımsatan bir söyleyiş kolaylığı ve kendine özgü bir tarz… Hikayenin sehli mümtenisi yazarın dili… Görünüşte çok kolay ama yazmaya kalksanız bir ton cümle ağırlığında! Kaldıramazsınız bu yükü, altında kalırsınız imgelerin. Bu sokağa girmeden onu anlayamazsınız. Bir hayali sokaktır belki de İmgenâr Sokağı… Bir olağanüstü diyar! İçinde sen var, ben var, biz var; dün var, hâl var, âti var.

Bir ardıç kuşunun peşinde hüzünbaz yüreğini özlemle ve hararetle koşturan ahirde de bu güzelim sevdadan ve takipten uyanan yazar aslında ardıç kuşunun ta kendisi değil de nedir? Ah zamane simurg; kaleminiz en güçlü kalenizdir. Bu seyrüseferde bizleri kendi renkli ve eğlenceli dünyasının içine çeken yazar,  o eğlencenin içine serpiştirilmiş hüzün taneleriyle de yüreğimizin bam teline basmaktadır.

“…
ne sen, ne ben
ne de hüsnünde toplanan bu mesâ
ne de âlam-ı fikre bir mersâ
olan bu mâi deniz
melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.” bir egzotik ülkedir belki de İmgenâr, kelimelerin iltica etmek istediği ve ille de ille benim yurdum yazarın kalemidir dediği…Ahmet Hâşim gibiyiz bu kitap da  melâli anlamayana aşina değiliz.

Parasız her çocuğu atlıkarıncaya bindiriyordu Yağız ve bunun karşılığı olarak patronuna bir hikaye borçlanıyordu.Siz hiç hikaye borçlandınız mı? Ödünç sevgilerle yola çıkmışsınızdır elbet ama şiir okumamışsınızdır bir çocuğa hediye ettiğiniz balonun karşılığı olarak! Rüya içre rüya, hayal içre hayal… Bir tutam sevgi, bir doz hüzün ve alabildiğine özgür bir hayal dünyası… Gönlünüzde elbet vardır hayal olana meyyal! Bir serçe cenazesinde karıncalar insanlığı öğretiyor bizlere. Küçük gövdelerinin bilmem kaç katı olan bir serçe ölüsünü tren rayları üzerinden sırf iyilik olsun diye taşıyorlardı. Biz birbirimizi yemeye devam edelim.

Şiirsel ve egzotik bir anlatım… Sizi elinizden tutuyor ve kendi dünyasına misafir ediyor. Terlediğinizde atletinizi değiştirecek bir anneniz varsa daha ne istersiniz? diye yazıyor Altan! Bazen kaderiniz kederiniz olur değil mi Ercan! dedirtiyor. Seyyan’ın kınalı ağacı… Sanki dünyevi olarak zengin, uhrevi olarak fakir insanlığın darağacı… Sökün her şeyi kökünden, kopartın her şeyi dalından! O gün gelecek çok geç olacak, koparttığınız ve söktüğünüz her şeyin ah’ı sizi elbet bulacak ve yokluğa bulayacak.

Mutfakta kahvaltı için hazırlanan kızartma kokusunda gelmeyecek olan babayı beklemek, Soma… Bizleri hüzne koma! Ah Ahmet ah! Dostlar Çay Ocağı ve annesini çay içerken kaybeden kızcağızın bir daha çay içmemesi üzerine  Gülşen Teyze’nin ona çay içirmesi… Bir serçenin gözyaşlarıyla Işıl’ı defnetmek… Gülnare’nin lalesi açtı; Ali’ydi adı ama o oğlu olduğunu hatırlamadı. Tam on yedi öykü, on yedi yerinizden vuruyor sizi.Yüreğinizde on yedi yara…Merhem isteyen kim, pansuman olan!

Yazar, ahirde kuyudan kumbara’ya yükledi her şeyi bir anda; umudu, umutsuzluğu, hayali hakikati, mutluluğu mutsuzluğu… Ezcümle İmgenâr Sokağı’ndaydım bütün gece. Sizi de beklerim her gece, kitabı alıp gelin. Kahvemiz hazır, telvemizde masal tadında öykülerimiz var, heybemizde kucak dolusu insanlığımız…

“Yarama yâr ol yaşam” diyordu ya Iraz. İşte bizler de “Yâr ol yaramıza ve hep yaz Altan”  diyoruz hikayeleri zevkle ve beğeni ile okurken.

Gürhan Gürses

Kimler Neler Demiş?

avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Ahmet Han
Ziyaretçi

Çok güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.

Hasan Aksu
Ziyaretçi

Bende çok beğendim

Ahmet Han
Ziyaretçi

Bendensiniz 🙂

Burak Can KARA
Yönetici

Yorumlarınız için teşekkür ederiz.

Ahmet Han
Ziyaretçi

Ne demek 🙂

Gerek yok.
Ziyaretçi

Güzel

wpDiscuz