Edebiyatımızda Hüzün – Mehmet Nuri Yardım

0
109

edebiyatımızda hüzünMehmet Nuri Yardım’ın bu kitabı uzun zamandır elimdeydi. Bitirmek bugüne kısmetmiş. Hüzün denilince Ahmet Haşim’in şu veciz cümlesini hatırlamamak olmaz: “Melali anlamayan nesle aşina değiliz.” Hüznü bilmeyen, ıstırabı tatmayan, sevgilinin hicranıyla yanmayan nesle aşina değiliz. Onlar da bize aşina değil zaten. Bazı şairlerimiz, bazı yazarlarımız da buna aşina olamamışlar. Kitabın sonlarına doğru görüyorum ki, daha yirmisinde otuzunda, ömrünün baharında olan edebiyatçılarımız ruhlarındaki, kalplerindeki hüznü, ıstırabı ne yazık ki intiharla dindirme yolunu seçmişler.
Edebiyatımızda Hüzün kitabı beni oldukça geçmişe götürdü. Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi olduğum yıllara. Fakültede, genel anlamda daha çok bilindik yazarlar üzerinde dururduk. Bu kitapta adına ilk defa rastladığım yazar ve şairler gördüm.

Kitap alfabetik sıraya göre değil de edebiyatçıların doğum tarihlerine göre hazırlanmış. Edebiyatçıların kısa biyografileri, edebi görüşleri, zaman zaman dünya görüşleri her yazının ilk bölümünde belirtilmiş. Birçok yazarımızın hüzünlü hayat hikâyelerini bu kısa yazılarda bulmak mümkün. Yazıların sonunda; ya bahsedilen edebiyatçıya ait veya farklı bir şaire ait hüzün, ayrılık ve ölüm temalı şiirlerden alıntılar yapılmış. Bu sondaki alıntılar bile, tek başına bir kitap olabilecek mahiyette güzel seçilmiş.

Kitapta ilgimi çeken bir şey oldu. Birçok edebiyatçı daha ellisini görmeden hayattan göç edip gitmişler. Bunun zamanın koşullarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. İnce hastalık veremin artık günümüzde esamesi okunmuyor. Ama o dönemlerde Cahit Sıtkı Tarancı, Peyami Safa, Mahmut Yesari, Aclan Sayılgan, Memet Fuat ve Rüstü Onur gibi edebiyatçılar hayatlarının bir döneminde vereme yakalanmış ve bazıları da vereme yenik düşmüşlerdir. Zatürreden ölen yazarlarımız da azımsanmayacak kadar çok var eserde. Elbetteki okumanın, düşünmenin ve yazmanın erken ölüme sebep olduğunu düşünmüyorum.

Kitapta çok hüzünlü ölümler vardı: Tren altında kalan, atla giderken nehre düşen, otomobilin kapısı açılıp da yola savrulan, belediye çukuruna düşen, Türkiye’den kaçarken, kendine yardımcı olan kişi tarafından vurulan, isyan eden, isyanın sonucunda kafasına sopayla vurulup öldürülen… Daha şiir kitabının baskısını beklemeden otel balkonundan atlayan, aşkına karşılık bulamayınca intihar eden, bileklerini kesip ölüm anını an be an yazmaya çalışan yazarlar, şairler, düşünce adamları…

Kitapları beş milyondan fazla satılan ünlü kadın yazarın ölümünde kimselerin bulunmadığını bu kitapta öğrendiğim gibi, sahipsiz bırakılıp cenazesini belediyenin kaldırması gibi vefasızlıkları yaşayan edebiyatçıları da öğrendim.

Bazı edebiyatçılar tevekkülle ölüme gülerek giderlerken, bazıları ölüm gerçeğini kabullenememiş ve ondan mümkün olduğunca kaçmak için çaba sarf etmişler, o günün gelmesini hiç arzulamamışlardır. Ne kadar kaçarlarsa kaçsınlar, sonunda bir bakıyorsunuz onlar da zorunlu kabullenişi seçiyorlar. Bakıyorlar ki kalan kimse yok. El mahkûm, ne yaparsın?

Evlat acısı çeken edebiyatçılar olduğu gibi evlatları tarafından dövülen yazar ve şairler de gördüm. Yaptığım iş dolayısıyla okulumdaki psikologlara olumsuz bir durum tespit ettiklerinde kesinlikle çocuklar için teşhis koymamalarını, ama mutlaka bir uzmana yönlendirmelerini istiyorum. Psikolojik olarak konulabilecek teşhisler, aileler tarafından hemen kabullenilemiyor. Teşhisi koyan kişiye karşı ön yargılı davranıp, çocuklarını da alıp sizinle selamı sabahı kesiyorlar. Nihat Sami Banarlı’nın oğlu için teşhis koyan Ayhan Songar’a küsmesini en iyi anlayanlardan biri benim işte.

Edebiyatın içerisinde olmama rağmen bazı yazarların ilginç özelliklerini öğrenmek bu kitapla nasip oldu. Yaban ve Kiralık Konak isimli iki kitabı öğretmenlik yıllarımda çocuklara çokça okutmuştum. Bu kitapta öğrendim ki Yakup Kadri cenaze namazının kılınmasını bile istememiş. Yazar, Yaban romanındaki kahramanı gibi bütün manevi değerlere yabancı olarak göçüp gitmiş.

Mehmet Nuri Yardım yıllardır “Kültür-Sanat”ın içerisinde. Edebiyat dünyasında neler olup bitiyor yakından takip ediyor. Vefalı mı vefalı. Enerjik. Bir etkinlikten diğer etkinliğe koşuyor. Bazılarını organize diyor, bazılarına katılımcı olarak destek veriyor. Hayatının son demlerindeki yazar ve şairleri ziyaret ediyor, yokluyor, el alıyor. Ölen yazarların mezar yerlerini arayıp buluyor. Bunları yaparken hiçbir fikri ayrılık gözetmiyor. Hepsine aynı yakınlıkta duruyor. Hangi görüşten olursa olsun her yazar kültürümüzün bir parçasıdır. İdeolojik tartışmalardan uzak duruyor. Bu halini çok sevdim. Kucaklayıcı olmasını, ötekileştirmemesini takdirle karşılıyorum. Mehmet Nuri Yardım dostumun bir özelliği daha var ki bunu daha çok önemsiyorum. Gençlere önem veriyor. Onlara yol gösteriyor. Geleceğin kültür adamlarını, şair ve yazarlarını yetiştirme gayretinde bulunuyor. Bu gayretlerinin elbet bir karşılığı olacaktır. Bunun için çokça dualar aldığını hissediyorum.

Son olarak, “melal’e aşina” herkesler, Edebiyatımızda Hüzün kitabında çok şey bulacaklardır diyorum. Yazarımızdan daha nice böylesi güzel kitaplar beklediğimizi belirtmek istiyorum.

Edebiyatımızda Hüzün, Mehmet Nuri Yardım, Çağrı Yayınları, 2. Baskı, İstanbul

Sait Köşk

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz