EBRU USTALARI

1Şebek Mehmet Efendi

2Hatip Mehmet Efendi

3Şeyh Sadık Efendi

4Hezarfen Ethem Efendi

5Necmeddin Okyay

Ebru sanatında ilk  çiçekli ebru Necmeddin Okyay tarafından yapılmıştır. kendisi aynı zamanda hat ta yapmaktadır. Ebrulu kağıtlara hat uygulamıştır.

6Sami Okyay

Necmeddin Okyay’ın ortanca oğludur. 1910 yılında Üsküdar’da doğmuştur. Ebruculuğu babasından öğrenmiş ve kısacık ömründe çığır açacak eserler vermiştir.

Aynı zamanda ince bir tezhip, hak (oyma), lake ve şemse tarzı cilt sanatçısıdır. Şark tezyini sanatları okulunda hocalık yapmıştır. Eserleri Türk Petrol Vakfı koleksiyonundadır.

7Sacid Okyay

Necmeddin Okyay’ın küçük oğludur.1936 yılından emekliye ayrıldığı 1973 yılına kadar Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde eski tarz cilt ve ebru hocalığı yapmıştır.

8Mustafa Düzgünman

Necmettin Okyay ın talebesidir.  Ebru sanatında çok  başarılı çalışmalar yapmıştır.  Teknik yönünden öğrendiklerini daha da ileri seviyelere çıkarmıştır.

9Niyazi Sayın

Neyzen, ebru sanatçısı ve fotoğrafçıdır.

10Fuat Başar

Mustafa Düzgünman’nın öğrencisidir. Aynı zamanda hattatdır. Yurt içi ve yurt dışından 300 den fazla kişisel ve karma sergide yer almıştır.  Ebru sanatının  geleneksel yönü ile sürdürülmesi yolunda birçok talebeler yetiştirmektedir.

11Süheyl Ünver

Ney çalıyor; ebru, tezhip, minyatür ve hat sanatıyla uğraşıyor; Türk kültürünün bütün yönleriyle ilgileniyordu.

12Uğur Derman

1955 yılından itibaren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin emekli hocalarından Necmeddin Okyay’ın Osmanlı Kitap Sanatları konusunda öğrencisi oldu; 1960 yılında icazet aldı.

13Alparslan Babaoğlu

1984 yılında Topkapı Sarayı Nakışhânesi’ne devam ederken başladığı ebru yapımını aralıksız sürdürmektedir. 1985 yılında ustası merhum Mustafa DÜZGÜNMAN ile tanıştı ve 1989 yılında kendisinden ebru sanatının öğretilmesi ve icrâsı konusunda icâzet aldı.

14Atilla Can

Üstat Ali Çalışır dan ders aldı. Çalışmaları sayesinde  Türkiye’de ilk kez bir sanat Unesco tarafından koruma altına alındı: Ebru Sanatı… Ebru sanatı; Unesco Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınarak Türkiye’nin 12. unsuru olarak tarihe altın harflerle yazılmış oldu.

15Hikmet Barutçugil

1952 yılında doğan Hikmet Barutçugil, 1973 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu’nda tekstil eğitimine başladı. İlk ebru çalışmalarını öğrenciliğinin ilk yılında tanıştığı hat hocası Prof. Emin Barın’ın teşvikiyle gerçekleştirdi. Kendi kendine sürdürdüğü aralıksız çalışmalar sırasında, geleneksel ebruyu öğrenen Barutçugil, 27 yıldır sürdürdüğü bu sanatı, bir bilim gibi geliştirdi. ‘Barut Ebrusu’ diye bilinen yeni bir ebru türü geliştiren Barutçugil, genellikle kâğıt sanatı olarak tanınan ebruyu çok değişik malzeme yüzeylerine uyguladı. Bir çok müzede eseri bulunan Barutçugil, 4. Ebruzenler Kongresi’ni İstanbul’da yönetti. Kurduğu İstanbul Ebru Evi- Ebristan’da M.S.Ü. Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü’nde ve Avusturya’da eğitim faaliyetini sürdüren Barutçugil bugüne kadar 54’ü yurtdışı olmak üzere toplam 96 sergi açtı.

Hikmet Barutçugil, ebru sanatımızın yaşayan en değerli sanatkârlarından. Hayatını bu sanata adayan Barutçugil, ortaya eser koymanın yanısıra öğrenci yetiştirmenin de lüzumuna inanmış bir gönül insanı.

16Burhan Ersan

Yüksek öğrenimin ardından ara vermeden sürdürdüğü şiir çalışmalarının yanında, 1990’lı yıllardan itibaren, yalnızlığa çekildiği köyde, zen kökenli eylem resminin, ebru geleneği ile yakınlığından kaynaklı ve de bilinmeyen alanların bilince çıkarılmasını hedefleyen, görsel çalışmalarına da başladı. Bu noktada şiirin soyut diliyle, resim arasındaki ilişkilere ve kesişme noktalarına odaklandı. Şiirin akışkan ve doğaçlama yöntemlerini, resimlere taşımaya yöneldi. Kendi şiir dilini görselliğe taşımak amacıyla, imgelerin görselleştirilmesine ve soyut dilin oluşmasına yönelik, kadim teknik ve deneyimlerden kaynaklanan yeni teknikler geliştirdi.

Halk sanatları ve geleneksel sanatlar ile ilgili araştırmalar sonucu doğrudan soyuta ulaşmak için geleneksel teknikleri çağımızın teknikleri ve görselliği ile zenginleştiren, “Reng-i Su” çalışmaların da karar kıldı. Bütün bu çalışmaların sonucu, başlangıçtan itibaren soyut olarak gelişen ve geleneğimiz olan soyut dili, bugünün soyut resim yaklaşımlarıyla birleştirmeye ve renk öyküleri oluşturmaya yönelerek, başta tuval olmak değişik malzemeler ve teknikler geliştirdi.

Yurt içi ve dışında çeşitli sergiler açtı. Kansere umut vakfı yararına öğrencileriyle birlikte sergiler açarak, sanat toplum birlikteliğine yönelik çalışmalar yaptı. Soyut Resim ve Ebru arasındaki ilişkileri inceleyen çeşitli seminer, kongrelere katıldı, süslemeden sanata başlığı altında, Ebru ve şiir geleneğinden bir Türk resmi oluşturma çabalarının teorik alt yapısını oluşturan düzenli konferanslar verdi. Bu çalışmalarını kadim doğunun soyut yaklaşımlarını kapsayacak biçimde genişleterek, derslerini “Sanat ve Tin” üzerine çalışmalar biçimine yöneltti. Güneşe resim (Beyoğlu Plastik Sanatlar Derneği) derneğinin kurucu üyeleri arasında yer alan, aynı zamanda UPSD üyesi olan Burhan Ersan’ın çeşitli basın kuruluşlarında röportaj ve programları yayınlandı.

TEILEN
Önceki İçerikBir Satır Karesi
Sonraki İçerikKurt Ağzından Dönenlere
Asuman SAYIBAŞ ÖZBAY
1976 Tokat doğumluyum. İlk Orta ve Lise eğitimimi Tokatta tamamladım. Ankara Üniversitesi Elektronik Haberleşme Ön Lisans mezunuyum. Bir süre yerel televizyonlarda haber ve program sunumu...

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz