Keşke bankların da sesi olsa. Banklar da konuşsa insanlarla…

Yağmurlu bir sabahın ertesinde parkta oturmuştum. Ertesi diyorum, çünkü yağmur durmuş, güneş çoktan açmıştı. Gökyüzü sanki photoshopta “2f9cfa”renk kodu ile boyanmış gibi tek renkti desem yeridir. Nasıl olsa ufak tefek renk farklarını ihmal ediyoruz.  Ama nedense bu gün ilerdeki elektrik direğinin tellerine konmuş 3 karganın siyah-beyaz renklerini ihmal etmiyordu gözlerim. Bankta yalnızdım ve elektrik kablosunun üstünde duran 3 karga yalnız değildi.

Ne konuşuyorlar acaba. Gaus blur efekti vererek beni bankta daha bulanık hale getirmeyi mi? Ya da zaten boş olan parkta öyle sap gibi kalan beni yanlarına çağırmayı mı?

Kargaların ne konuştuğu bilinmez ama şimdi Ayşe burada olsa şiir yazardım ona. Ayşe neden göremiyorum seni? Neden sesini duymuyorum. 20hz ‘nin altında infrasonik bir sesle mi konuşuyorsun yoksa?  Varsan, ama uzaktaysan neden gelmiyorsun.  26-45 derece Doğu Meridyenleri, 36-42 derece Kuzey Paralelleri arasındayım işte.  % 47,6’ım platolarla, % 46,2’im dağlarla kaplı Ayşe.

Sahi senin gözlerin siyahtı değil mi Ayşe? Yoksa gözlerinin etrafına sürdüğün sürme mi siyah? Sen uzaksın, doğuda, antik bir kenttin oksijeni ile dolduruyorsun akciğerini.

yeni şiir yazalım, içinde antik kentleri saklayan şiir
siyah gözlerine kömürü sürerken mevsim
kışın ortasında güneşe saldıran çocuk gibi
siyah; kirpiklerinde en güzel beste
sesin… hangi şehrin yanık türküsü
ve gülüşün, hangi bahçede büyüyen gül

Yağmurdan sonra açan güneşin altında, 900 rakımlı led ampullü 1235 metrekarelik alanda yüzde 30 eğimli hayali bir parkta oturuyorken, 3 karga orada, bilmem kaç kilovatlık gerilime sahip elektrik kabloların üzerindeyken,  sen neredesin Ayşe.  Sana şarkı söylüyorum,  bir hicaz makamı, bir rast, bir nihavend. Sonra hiç bir makama uymayan şarkıyı besteledim söylüyorum. Duymuyorsun Ayşe.

sen tamamla şimdi, tüm şiirleri
sen tamamla yarım kalan cümleleri
benim söyleyeceklerim yarım dağın hikayesi
çınar ağaçlarının kaldırama düşen gölgesi
yurdum, boynuma sarılan yastığın sesi
varlığım üstüme örttüğüm yorgan

bilsen sen gözümde nesin / yüzünü dönsen gül olur sesin
yaprağım sen, dalım sen / yağmurum sen, toprağım sen

kış geliyor, üşümedim ağaç gibi
sen tamamla şimdi, tüm şiirleri
benim söyleyeceklerim yarım dağın hikayesi

Keşke banklar da konuşsa insanlarla. Anlatsam uzun uzun seni.  Ciğerimden her kopuşunda, lizozomların dağılışını, ATP den her fosfatın ayrılışında 7300 kalorilik enerjinin açığa çıktığını söylesem onlara. Telefonumun şarjı bitiyor, sus pus oluyor yanımdaki bodur ağaçlar. Saat ne kadar hızlı geçiyor. Kargalar… belki uçarlar biraz sonra.

Fakat söylemeliyim. Sadece seni anlatmalıyım onlara. Ne kadar güzel ses tonunun olduğunu, konuşurken insanı yormayan, ılık rüzgâra kapılan tüy gibi hafif olan o sesini anlatmalıyım. Gözlerinden, burnundan, ince-uzun parmaklarından söz açmalıyım. Onlar uçacak birazdan. Biri uçsa diğerleri de peşinden uçacak.

hadi uçalım ayşe
kış çoktan geldi, titreyen yapraklara katarak sessizliği
hiç var olmamış gibi ateş saçarak
yapraklara katarak sessizliği
hiç var olmamış gibi ateş saçarak
 soğuktan yarılan gövdesine ağaçların
katarak buz mavisini
uçalım ayşe

 Yusuf BAL

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz