2016 bahar dönemiyle beraber yeni bir dergi daha katıldı edebiyat camiasına: Butimar. Sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü, yıllardır çeşitli edebiyat dergilerinde adını gördüğümüz, kendisini yakından tanıdığımız Şeyma Subaşı. Bu camiaya gönül vermiş biri olarak Şeyma’nın da aklında uzun zamandır, bir edebiyat dergisi çıkarma fikri vardı. Hatta bir yıl önce bugünlerde adını bile netleştirmişti kafasında. Daha dergi çıkmadan, aynı adlı bir romanın yayımlanması Şeyma’yı seçtiği isimden vazgeçirmedi. Butimar dergi böylelikle aramıza katıldı.

Yıllardır edebiyat dergilerinin içinde olan, dergi atmosferi ve mantığını yakından tanıyan, okur olarak da bu alana dair çeşitli görüş ve eleştirileri olan Şeyma Subaşı; dergisini bu bilincin düzeni ve hassasiyeti ile çıkarmış. Derginin bölümleri şu şekilde ayrışıyor: Hikâye, deneme, çizgi, okuma parçası, dosya, inceleme, şiir, şiirlerin hikâyesi, dergilere vefa, yedinci sanat, veda edenler, yeni kitaplar.

Hikâye bölümüne katkı sağlayan isimler; İsmail Canbulat, Ayşe Şadiye Doymuş, Hale Eştürk ve Şeyma Subaşı. Hikâyelerde yolculuk, arayış, kaçış, yalnızlık, ölüm, modern hayat eleştirisi ve geleneğin hafızalardaki eşsiz tadı gibi tanıdık temalar işleniyor. Temaların tanıdıklığı elbette okuru sıkmıyor çünkü tüm hikâyelerde bariz bir dil işçiliği ve üslup yetkinliği var. Çok özenli ve derin hikâyeler keyifle okutuyor kendini.

Deneme bölümündeki isimler Serap Aslı Araklı ve Caner Almaz. Temalar hikâyelerle uyuşmakla beraber, bireyin modern hayat içindeki yalnızlığını ve çıkmazlarını daha derinden ele alışıyla önem arz ediyor.

Ahmet Demir’in Sınırları Kaldırmak adlı ilgi uyandıran çiziminden sonra Şeyma Subaşı’nın hazırladığı Okuma Parçası oldukça dikkat çekiyor. Bu kısımda, Mustafa Kutlu’nun Ya Tahammül Ya Sefer adlı kitabından aktarılan bir pasaja uygun olarak oluşturulan; Hazırlık Çalışmaları, Okuduğumuzu Anladık mı? ve Proje Ödevi bölümlerindeki soru ve konular, kurulma mantığı ve sempatikliği ile mütebessim bir kapı açıyor dosya için.but.Dosya konusu Mustafa Kutlu ve Ya Tahammül Ya Sefer. Dosya, Yunus Emre Tozal’ın Kaybedenlerin Hikâyesi Yahut Ya Tahammül Ya Sefer adlı yazısıyla açılıyor. Tozal, yazısını karakterlerden Kerim, Murat Bey ve Asım Bey’in oğlu İlhan üzerinden kurarak adanmışlık, mücadele ve sapmalarla örülü epistemolojik bir toplum okuması yapıyor. Cahit Çollak’ın dosya yazısı Ya Tahammül Ya Sefer’in Bir Hal Üzere Düşündürdükleri. Yazı nezaket, zarafet ve sükûtun inceliğiyle harmanlanarak “Ah teslimiyet.” cümlesine bağlanıyor nihayetinde. Bu iki metinden sonra hacimli bir söyleşi çıkıyor karşımıza. Şeyma Subaşı tarafından 01.12.2016’da Dergâh Yayınları’nda Mustafa Kutlu ile gerçekleştirilen söyleşi; Kutlu’nun çocukluğundan futbol hayatına, yaşadığı büyük şehirlerden geleneksel değerlere, sinemadan resimlere, mümin ve trajedi kavramından hikâyenin işlevine, hikmet ve ahenkten yabancılaşmaya, Nurettin Topçu ve Hareket dergisinden öze dönüş kavramına, ulusal ve küresel değişimden gençliğe geniş bir yelpazede ilerliyor. Dosyanın son yazısı Şeyma Subaşı’nın Ya Tahammül Ya Sefer’de Dünyaları Değişen İnsanlar adlı bitirme tezinden bir merkez-kısım. Metin; özelde bahsi geçen kitap, genelde Türkiye’nin doksan sonrası toplumsal dönüşümü hakkında dikkate değer tespitlerde bulunuyor.

İnceleme kısmında ele alınan isim Sezai Karakoç. Yazıyı, Müdanasız Bir Şair Olarak Bir Bilgenin Portresi başlığıyla Zübeyde Çakır yazmış. Metinde Karakoç; İkinci Yeni, Diriliş fikri, şairin metafizik arayışı gibi noktalar açısından incelenerek genel bir okumaya tabi tutulmuş.

Şiir kısmı Hasan Bozdaş, Ayşegül Genç, Zeki Bulduk, Nermin Tenekeci, Güven Adıgüzel, Mehmet Akıncı gibi şair ve yazarların akıllarında en çok dolanan mısralar ile açılıyor. Bölüme şiirleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hatice A. Hatipoğlu, Zehra Adalı, Leyla Marankoz Doğramacı, Tuğba Çelikkaya, Oğuz Ertürk. Beş isimden dördünün kadın olduğunu da göz önünde bulundurunca şiir çizgisinin şimdilik ve çoğunluğun aksine neo-epikten uzak olduğunu söyleyebiliriz. Toplumsal duyarlılıklar, ümmet birliği, sınırları aşan bir merhamet söz konusu olsa da, yine kadın naifliğiyle sarıp sarmalanmış yumuşak sesli şiirlerle muhatap oluyoruz.

Şiirin Hikâyesi kısmında Ellerimde Bir Demet Karanfil şiirinden yola çıkılarak Mustafa Özçelik’e sorulmuş birkaç soru yer alıyor. Kısım, şiirin arka planında yer alan 1980 olayları, ideolojik kamplaşmalar ve bir kuşağın hüzünlü hikâyesiyle okunmaya değer bir zaman şahitliği olmuş.

Dergilere Vefa bölümünde Ali Haydar Haksal ve Yedi İklim var. Bölümün ortaya çıkış süreci Şeyma Subaşı tarafından şu şekilde izah edilmiş: “Bu bölümü aslında ilk ve son kez oluşturmayı düşündüm. Elbette iletişimde olduğum dergiler söz konusu. Onlara da büyük teşekkürlerimi sunuyorum. Fakat beni edebi anlamda gerçekten yetiştiren, bana zaman ayıran, bana gerçekten çok samimi davranan ve bu yüzden fark oluşturan isim Ali Haydar Haksal’dı. Bu sebeple Yedi İklim’de yetişen Yedi İklim’in kalbinde yer ettiği birçok isme Ali Haydar Hoca’nın ve Yedi İklim’in önemini sormak istedim. İşte cevaplarla başbaşasınız.” Bu soruşturmaya cevap veren isimler ise şöyle: Çağla Göksel Çakır, Hatice Çay, Suavi Kemal Yazgıç, Ömer Hatunoğlu, İbrahim Eyibilir, Berat Bıyıklı, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Muhammed Cemal Ünal, Sümeyye Şeker. Dergiciliğin dostluk noktasındaki unutulmayacak katkıları zevkle okunacak anılar olarak birikmiş bu sayfalarda. Aslında neden ilk ve son defa yapılmış olsun ki? Her sayı bir dergi ele alınarak bu şekilde bir çalışma yapılması fikri bana gayet sempatik geliyor.

Yedinci Sanat bölümünde Tuğba Kozan; Neşeli Günler filmini modernite, aile, bireyselleşme ve hız bağlamında yeniden yorumlayarak umuda dair beklentilere vurgu yapmış.

Veda Edenler bölümünde Mahmut Bıyıklı, Nesiller Yetiştiren Bir Şehir Efendisi: Fethi Gemuhluoğlu adlı yazısında Fethi Gemuhluoğlu’nun fikri ve edebi yaşantısını, teşkilatçılık ruhunu, zihinlerimizde yer eden “dostluk” anlayışını, dağın tepesindeki ağaçta bile kaybolmayan “aşk”ı, yetiştirdiği insanları, “şevk” düsturunu bizlere tekrar hatırlatıp tazelenmemizi sağlıyor. Bölümün ikinci yazısı Kamil Büyüker’in, ‘Gülce’ Bir Derviş: Ömer Lütfi Mete başlığını taşıyor. Yazıda Ömer Lütfi’nin 1991’de beyaz perdeye de aktarılan Çizme öyküsü, Gülce isimli şiir kitabı ve Allahsız Müslümanlık isimli eserlerinden yola çıkılarak genel bir toplum okuması yapılıyor.

Derginin son kısmı, Yeni Kitaplar bölümünde ise Taner Sarıtaş, Mustafa Kutlu’nun Hesap Günü’nü, Şeyma Subaşı da Osman Cihangir’in Hiçbir Zaman Yeterince Deliremeyeceğiz’ini tanıtmış.

Bir derginin ilk sayısı her zaman büyük heyecan uyandırır bende. Toplanan ekibi, ortaya konan işleri, kaç sayı çıkacağını, ne kadarlık periyotlarla ara vereceğini, hangi dosyaları yapacağını, nasıl kapanacağını merak ederim. Butimar da kişisel serüvenimde heyecan ve keyif duymamı sağlayan bir uğrak oldu bana. Şeyma Subaşı ve Butimar’a bol okurlu ve böyle dolu dolu nice sayılar diliyorum.

Gülhan Tuba Çelik

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz