Bir Satır Karesi

0
80

905bskHiçbirimiz biyolojik çeşitliliğe katkı sağlamak için dünyada bulunuyor değiliz. Hiçbirimiz çeşit olsun diye yaratılmadık. Her birimizin sadece bize özgü bir anlamı var ve o anlam, hayatı bir yerinden tamamlıyor. Bunun idrakinde olmak ve o anlamı belki de ömür boyu aramak mecburiyetindeyiz. Bu, kaybolmuş bir kelimenin, bastırılamaz bir merakla içinde geçtiği cümleyi, paragrafı, yazıyı, kitabı araması gibi bir şey…

“Her kalp, kendi içindeki çiçeğin kokusunu verir” buyuruyor Abdulkadir Geylanî hazretleri.

Dünya, önümüze konmuş bir form gibi adeta: ‘Kimliği’ ibaresinin yanındaki boş kısmı yaşayarak dolduracaksın!

Ölmekten en çok korkanlar, ne kadar şaşırtıcı ki, hayatının değerini en az bilenler aynı zamanda.

“Böyle derin derin ne düşünüyorsun?” diye sordular. “Düşünecek ne kaldığını!” diye cevapladı.

Sanki incecik bir ip üstünde yürüyor gibi dikkatliydi, bir başkasının içini adımlarken.

“Beni affedebilecek misin?” dedi biri. “Ya sen, sen affedebilecek misin seni?” dedi gözlerinin içine bakarak diğeri.

Başkalarının hayatlarında yara açmamak için tırnaklarını sürekli kendine batıran insanlar da var.

“Bütün iyi kitapların sonunda/ Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda/ Meltemi senden esen/ Soluğu sende olan/ Yeni bir başlangıç vardır” diyor Edip Cansever, ‘Umuş’ta.

İnsan olacaksan, hiç ağlayıp sızlamadan dünyayı sırtında taşıyacaksın, hayat böyle!

Sor bakalım yüzünü okşayan o tatlı esintiye, her yanı yakıp yıkan o deli fırtına nesi olur?

“Hasretin ne kadar büyükse” dedi meczup, “gönlün o kadar büyük!”

 Gökhan Özcan
TEILEN
Önceki İçerikAh Bu İnsanlar!
Sonraki İçerik1410
Arzu ULUSOY ÖZSEVEN
Ilık bir sonbahar günü diye başlayan serbest konulu bir kompozisyonun ilk satırlarıyla başrol oynamaya başlıyorum. Çekinilen bütün fotoğraflarda...

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz