Ercan Dirik

Anadolu’da analar için evlatları kutsaldır. Lakin ortak kutsallar vardır ki, bunlar için kendi kutsallarından da vazgeçebilirler. Bağrına taş basar, karalar bağlar ama yine de ortak kutsallara bağlılık yeminini gönüllü olarak kalbinden imzalar. Bu ortak kutsalların başında din ve vatan gelir. Bunlar için toprağını kanla besler fakat vazgeçmez Anadolu’nun anaları, babaları, çiçeği burnunda âşıkları maşukları… Hele Çanakkale dedin mi akan sular durur, yol verir evlatlara. Âşıklar gelip kenarına oturmadıktan sonra ne önemi vardır ki artık akmanın. Tütün kokan dedem de gözyaşını içine akıtır. Bunun için çoktur Anadolu’da savaşa gidenlerin ardından yakılan ağıtlar. Çünkü kalanlara iki şey düşer: Dua ve ağıt. Çanakkale türküsü de bu ağıtlardan biridir.

notalar

Çanakkale türküsünü birçok ağıttan ayıran özelliği savaştan önce de söyleniyor olmasıdır. Emrullah Nutku’nun “Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış” adlı eserinde yer alan ve kardeşi Seyfullah’a ait bir mektup bize bu konuda bilgi vermektedir. Seyfullah 1903 doğumludur ve o dönem Çanakkale Sultanisi (lise) 1. sınıfta öğrenim görmektedir. 29 Eylül 1914 tarihli, Çanakkale’den gönderdiği mektubunda şöyle der Seyfullah:

Sevgili Anneciğim,

                                                                                                     Çanakkale/29 Eylül 1914

Canımıza tak diyen iki yıllık gurbet hayatından artık kurtuluyoruz. Sana ve aileme kavuşacağım için seviniyorum.

Mektebimizi alıyorlar., hastane olacakmış, bizi de İstanbul’daki mekteplere dağıtacaklarmış. Hocalarımızın çoğu da askerlik hizmetine gidiyorlar, büyük sınıflar da gönüllü yazılacaklarmış. Bugün Türkçe hocamız sınıfa geldi, ama çok kalmadı, bize veda etti. Bize; “Zamanı gelince cephede yapılacak vatan hizmetinin mektepte yapılan hizmetten kutsi olduğunu” söyledi.

Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. “Çanakkale içinde Aynalıçarşı, Anne ben gidiyorum düşmana karşı” şarkısını söylüyorlar. At üstünde zabitler, top arabaları, mekkâre ve deve kervanları sokağımızı doldurdu. Harp olacakmış. İngiliz ve Fransız harp filoları boğazın dışında dolaşıyormuş. Buraları bombardıman edeceklermiş. Bu bombardımanı görmek isterdim, ama yakında Çanakkale’den ayrılacağız. Ama size kavuşacağım ben.

Beybabamın, sizin ellerinizi öper kardeşlerime selam ederim.

Oğlunuz Seyfullah.

         Halk türküleri konusunda araştırmalar yapan Mahmut Ragıp Kösemihal de Musiki Mecmuası’nda, Çanakkale türküsünün daha önceden bilinen bir türkü olduğunu, Çanakkale Savaşı için sözlerinin değiştirilerek söylendiğini belirtmektedir. Kösemihal yine aynı eserinde bu türkünün Çanakkale’de öldürülen bir gencin ağzından yakılmış bir ağıt olduğunu ve 1. Dünya Savaşı’ndan daha önce söylendiğini ifade etmiştir.

            Bu türkünün yayılmasını ise Falih Rıfkı, Dergah Dergisi’nde yayımlanan bir yazısında şöyle ifade etmiştir:

“Çanakkale içinde bu kadar şiir yazıldı, hiç biri hatıramızda yok… Belki yazanların bile! Çanakkale harbini yapan neferler sılaya dönerken bir türkü tutturdular. Bu türkü İstanbul sokaklarından ta Anadolu’nun içlerine kadar yayıldı”.

 Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz