“Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya” der Mevlana “Herkes aynı fikirdeyse hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir” diye devam eder. Bir bütünden bahseder herkes derken. Herkese dâhil ol, lakin herkes gibi olma. Ayna ol, ama aynı olma. Toplumla birleşirken dahi kendi birliğini unutma. Varlığın yalnızca bir pazılın parçalarını tamamlamakla eş değer değil. Sadece sen iken de tek başına ve kıymetli bir manzaraya işaret edebilir yaradılışın.

Bu ayrılıkçı bir söylem gibi durabilir, sıradan ve herkes gibi bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde. Oysa mana çok farklıdır. Anlatılmak istenen şudur ki ben ve herhangi biri aynı şekilde düşünüyor, yaşıyor yahut aynı şeylere hizmet ediyorsak ikimizden biri bu dünya da fazladır. Zira bu durum yaradılış hikmetine aykırıdır. Elbette var olan her şeyin bir bütüne ait olduğunu anlatan mimleri vardır. Ancak bu, tek olmasından kaynaklanan kıymetinden dolayı böyledir. Maddeyi ve de manayı ancak farklılıklarla algılamaya meyillidir beynimiz. Fark ise bir bakışta fark edilecek kadar dikkat çekici olmasına rağmen, bir anda sindirilemeyecek kadar karmaşıktır.

Peki, bu kadar mühimse bu durum Kabil neden sırf kendisinden farklı olduğu için öldürmüştür Habili. Yahut neden kavgalar farklılıklar yüzünden, barışlar ise aynı olmaya ikna olunduktan sonra gerçekleşmiştir. Neden toplum, aile, halk der de fert diyemez insanoğlu. Neden farklı olmak adına birbirinin aynı insanlar meydana getiren, moda diye bir kavram vardır. İnsanları sınıflandırma, herkesi aynı çuval içine koyma derdimiz neden. Kalabalıklar için de olmak neden kaybolmak manasına gelir.

Aynı anda aynı yerde durmaları mümkün olmayan insanların, dünyayı da aynı şekilde algılamayacak olması çok normal değil midir? Algı yaşanmışlıkların, beklentilerin, ailenin ve çevrenin oluşturduğu bir bütün ise nasıl olurda bu konu da standart bir insan ve dolayısıyla standart bir bakış açısı geliştirilebilir ki.

Gördüklerimiz etrafımızdakilerin bize yansımasıdır. Benimle birleşen her olay benden dolayı değişir ve sadece bana ait olan farkı yaratır. Kimse bana benzeyemez, bende kimseye benzemem. Yani hayat bana dokunup, benim ışığımı aldığında benim hayatım olur. Dolayısıyla da ben o vakit ben olurum.

Yeterince düşünen herkes farklı olduğunu bilir. Ve bu farklılıklar dünyada yeni pencerelerle var olma nedenimizdir. Kendi farklılığımızı keşfetmek ise diğerlerinin farkına saygı duymamızı ve hatta memnun olmazı sağlar. Böylece her baktığımız yüzde kendimizi görmeye çalışmaktan vazgeçer her insanın bir kar tanesi bir parmak izi olduğunu hatırlarız.

Azize Kaya 

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz