Bay M (2. Bölüm) – Adem Baba’nın Çocukları Hepiniz Mecbursunuz

0
210

Adem Baba’nın yer küreye adımını attıktan sonraki yaşamında hangi mecburiyetlere mahkum olduğunu öğrenmeye yarayacak bir zaman makinesi henüz Japon bilim adamları tarafından icat edilmediğinden, durum neydi bilmiyoruz. Öğrendiğimiz kadarıyla onun birincil mecburiyeti, Yüce Yaratıcının uygun gördüğü yaşama biçimini insanlara tatbik ettirmeye çalışmaktır. Bu görevi üstlenen Adem Baba’nın insana ihtiyacı vardı. İnsan neslinin çoğalması için dedelerimiz ve ninelerimiz bu konuda ellerinden geleni yaptılar. İnsan çoğaldıkça mecburiyetler de çoğaldı, çeşitlendi, tuhaflaştı, saçmalaştı. Burada vurgulamaya çalışıp daBAY M başaramadığımı düşündüğüm şey; ilk insanların da mecburiyetleri olduğu ve mecburluğun bize atalarımızdan miras kaldığıdır. Yani atalarımız da mecburiyetleri yüzünden duygularının hakkından geldiler.

Evet; bu sırrı daha fazla tutamayacağım içimde; aslında biz hepimiz katillerin çocuklarıyız.

Sahi dostlar kaç heves çürüttük şimdiye kadar, kaç kere heyecanımızı eskittik. Söylemek istediğimiz halde söylemeden kafasını kopardığımız kaç tane cümle var. Herkesten daha iyi yapabileceğimiz bir işi neden biz değil de bir başkası yaptı? Bir kere selam vermeyi başarabilmiş olsaydık belki de ömür boyu arkadaşlık kurabileceğimiz insanlara neden o selamı vermedik? Yeryüzünü güzelleştiren insanları bir bir kaybediyoruz dostlar. Barış Manço, Kemal Sunal, Yaşar Kemal, Abdurrahim Karakoç, Müslüm Gürses, Sacit Onan, Neşet Ertaş, Müzeyyen Senar, Gülten Akın, Davut Hoca… Ölüm en büyük mecburiyetlerimizden bir tanesiyken, biz neyi bekliyoruz dostlar?.. Mutlu olma ihtimallerimizi katletmeye daha ne kadar devam edeceğiz?

“Yaratıcı, bütün insanları sıra dışı yaratmıştı ama onlar eşsiz olduklarını unutup ‘El âlem ne der?’ diye bir virüs icat ederek kendilerini sıradanlaştırdılar.” ERDAL DEMİRKIRAN

Bu söz için yazara Mecburlar Ailesi olarak teşekkür ederiz.

 Bütün katiller cinayet mahalline geri gelirmiş diye okumuştum bir materyalde. Müge Anlı! bu gerçeği defalarca ispat etse de bütün katiller için geçerli mi bu, tartışmak lazım. Böyle bir program da yapılabilir aslında, inandırıldığımız doğruları el ele vererek yanlışlayabiliriz. Yükseklikten korkma, kapalı kalmaktan korkma, karanlıktan korkma, bilcümle haşerattan korkma, evlenmekten korkma (sırasıyla; akrofobi, klostrofobi, akluofobi, entomofobi, gametofobi) gibi fobilere hep beraber karşı koyabiliriz. Esra Erol’a yeni bir iş buldurabilir, Uğur Işılak’a bıyıklarını kestirebilir, Rıdvan Dilmen’i susturarak Güntekin Onay’a biraz olsun yorum yapma fırsatı verdirebiliriz. Turgut Uyar’ın dediği gibi “İkimiz birden sevinebiliriz…” Sonra üçümüz, sonra dördümüz, sonra da hepimiz sevinebiliriz.

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz