Aşık Veysel’in hayatı, Aşık Veysel’in yaşamı, Aşık Veysel’in şiirleri, Aşık Veysel hakkında, Aşık Veysel Kimdir, Aşık Veysel ile ilgili her şey.

Aşık Veysel ‘in Yaşamı

1894 yılında, Sivas’ın Şarkışla kazasının Sivralan köyünde dünyaya gelen Veysel, yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucu gözlerini kaybetti. 72 yaşına kadar dış dünyası karanlık olarak yaşayan Veysel, iç dünyasını aydınlatarak devrinin en büyük halk aşıklarından biri oldu.

“Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıb ettim baharımı yazımı”

Küçük yaşından itibaren halk aşıklarını dinleyen sanatçı yirmi yaşına geldiği zaman çalıp söyleyemeye başladı. 1933 yılına kadar başkalarının şiir ve bestelerini saz ile çalan Veysel, aynı yıl yürüyerek Ankara’ya geldi. Burada kahvelerde çalıp söylemeye başladı. Bu kahvelerin birinde folklorcu, oyun yazarı, şair Ahmet Kutsi Tecer’in dikkatini çekti. Tecer’in yardımı ile kendi şiirlerini yazmaya başladı. Kısa sürede ünü tüm yurda yayıldı. Şiirleri Ülkü dergisinde yayımlandı. Köy öğretmen okullarında gezici saz ve türkü öğretmenliği yaptı.

Uzun bir süre aşıklar töresine uyarak memleketin il ve ilçelerini dolaşan Aşık Veysel, ekmeğini sazı ile kazandı. Son yıllarında vefalı arkadaşı Küçük Veysel’i kaybettiği için köyünden çok az çıkar olmuştur. 1968 yılında İstanbul’a gelmiş. Ertesi yıl Konya Aşıklar Bayramı’nda jüri üyesi olmuştur. 1965 yılında TBMM tarafında ana dilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı aylık bağlanmıştır. 1972 yılında ağır bir hastalığa yakalanmış, 22 Mart 1973’te vefat etmiştir.

Edebi Kişiliği

20.yüzyılda Halk şiirinin son büyük temsilcisi olan Aşık Veysel, özel hayatında yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen neşeli, nüktedan bir kişiliğe sahiptir. Halk şiiri geleneğine bağlı kalmış, ancak bu geleneğe konu, sanat, ahenk ve hikmet yenilikleri getirmiştir. Yeni deyişler, taze kafiyeler kullandığı şiirlerinin kaynağı halk geleneğidir.

Onun şiiri isyan değil tevekkül de değil, yeniliklere açık güzelliğe sevdalı, bilhassa insan sevgisi üzerine kurulmuş, ama yine de efkar ile kuşatılmış yüce ve soylu bir şiirdir. İçinin aydınlığı şiirlerine bilgelik olarak yansır. Derin bir hayat felsefesi vardır. Bu felsefenin temelinde  sevgi bulunmaktadır. Dış dünyanın karanlığı onun içindeki cevhere ulaşmasını sağlamıştır. Görmese bile dış dünyada olanların da farkındadır. İnsan düşüncesindeki farklılıkların nelere yol açtığını aşağıdaki dörtlükte kısa ve derin bir biçimde ifade etmiştir.

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk’ olmasa

İnsan topraktan yaratılmıştır. Ve sonunda bedeni yine toprağa geri dönecektir. Özümüz olan toprağın değerini anlatan şiirinde Veysel, onun nasıl sadık bir dost olduğunu anlatır. Toprağa çok farklı bir gözle bakmamızı sağlar.

“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.”

“İşkence yaptıkça bana gülerdi.
Bunda yalan yoktur, herkes de gördü:
Bir çekirdek attım dört bostan verdi.
Benim sadık yarim kara topraktır. “

 Saz şiirinin, gidilmiş yollardan, işlenmiş duygu, tema, mecaz ve kafiyeleri işlemekten ibaret olmadığını gösterin Aşık Veysel, halis aşık tarzının 20. yüzyılın ortalarında sürdürülebileceğini ispatlamıştır.  Aşktan, dostluktan, birlikten söz eden Veysel, kitabi öğrenim yapmadığı halde  şiirinin fikri bir derinliği vardır.

“Sen petek misali Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insan oğlu sen bir dut dalı
Ben babamı, sen ustanı unutma.” 

Halk şairi dünyaya,evrene farklı bir gözle bakan, var olan her şeyi farklı yorumlayan kişidir. Bunun temel nedeni aşıkların kalp gözlerinin açık olmasıdır. Birçok halk şairi gibi Aşık Veysel de kalp gözünün ona verdiği bilgelikle adeta Allah’a hesap sorumuştur.

 “Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin”

Gerçek sanatçı hayatı, ölümü farklı bir gözle görebilen, halka bu bakış açısını şiirleri ile yansıtabilen kişidir. Aşık Veysel de birçok şiirinde dünyayı, ölümü, hayatı farklı bir gözle görüp farklı ifadelerle anlatmasını bilmiştir.

 “Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece”

 Şiirlerinin biçim özelliklerine baktığımız zaman hemen bütün biçimlerde şiir yazdığını görmekteyiz. Ancak koçaklama tarzında şiir yazmamıştır. Halk geleneğinin geniş imkanlarından yararlanarak yazdığı şiirlerinde, zengin ve yeni kafiyeler karşımıza çıkar. Dili sade, zengin benzetmelerle yüklü halk dilindir. Göremediği güzellikleri kalp gözü ile görmeyi başarmış ve şiirine konu etmiştir.

Bir Şiir:

Öneri: Aşık Veysel – Uzun İnce Bir Yoldayım (Uzun Versiyon)

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz