Sonra biz büyüdük ve imara girdi oynadığımız bütün arsalar. Yol geçti kiminden, kimine toki yaptılar.  Borsa düşüşe geçti dizini incitti. Dolar düştü ama birkaç kat aşağıya çakıldı kaldı. Altın o zamanlar pahalı değildi. Düğünlerde baya takılırdı.

Evimize yakın bir tepe vardı tarihi eser falan çıkardılar daha sonra. Milattan öncesini gösteriyordu aynalar. Kırılıp dönüyordu yansımalar. Üniversiteyi  kazanmıştım. Siyasi polemik dediler babamı tutukladılar. Terörist dediler abimi tutukladılar. Ben de yağlı boya alır duvara özgürlük naraları yazardım. Sessiz harfler dahil!

İspanyol paçalar İspanya’dan gelmezdi. Türk malıydı en hasından. Gömleklerin ilk iki düğmesi iliklenmeyi hep unutulmuştu. Saçlar uzatılırdı berberler iflas ederdi. Yeşil ceketlerimizde acı bir yeşil kalmıştı. Gözlerimiz diyorduk. Ama hep doluydu. Dolunay gözlerimizde doğardı. Biz damlalarla taşardık.

Hukuk mahkemeleri idam ipine bağlıydı un serpilmezdi o iplere. Delikanlılık raconuydu bizim anayasamız. Müslüm çalardı biz sigara yakardık. Biz sigara yakardık ama kanunsuz eylem derler gibi bakardı annelerimiz bize. Camlarda buharlanırdı aldığımız nefesler bayram temizliğine kurban olurdu bütün bıraktığımız izler.

Sınavlar sonra dört şıklı oldu. Öğrencilik hayatımız da bozuldu. Hep bir tercihten bahsediyordular bize. Ben uzak şehirleri tercih etmiştim. İlk seferinde otobüsü dinlenme molasında kaybetmiş, yolu baştan şaşırmıştım. İlk yoldan çıktığım gündü.

Derken bir bahçe içinde büyük anfilerle dolu bir binaya sığdırdılar bizi. Çay içmeye çıktığımız zaman bildiriler dağıtılırdı. Okumaya yazmayı unutmuşluk basardı. Giderdim… Nereye gideceği belli olmayan bir mahcubiyetle. Giderdim ama bir de bana sorsalardı gidişlerimi. Babamı özlerdim, abimi… Şarkılar ‘’Bu ne çıldırtan denge!’’ diyordu biz iman ediyorduk. Derken ‘’Nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!’’ deyip noktayı koymuştuk en son. Bir yanımız yaprak döktü bir yanımız bahar bahçe dedik. Durduramadılar bizi. Korktular. Otokrasi yazamazlardı demokrasi derlerdi ama sadece lafta kalırdı bunlar. Demagoglar iyi yalan söylerdi. Platon haklıydı kaçırdığımız felsefe derslerinde. Dağıldık !

Leyla bizim mahallenin en güzel kızıydı ben erkek Fatma’sı. Annem cebimde bir çakı bulmuştu. Rafa kaldırmıştı. Ben cebimde çakmak taşırdım sünnet derdi susardı. Annem eli tespihli bir mutfak mafyasıydı. O dar mutfaktan 22’sinde kupa maçlarını takip eden, ev kızı taklidi yapan biriydim. Manifestolar okurken gözlerim bozulmuştu.  Çerçeve satın almıştım adına gözlük derlerdi bilmem kaç numara…

Leyla’ya herkes aşıktı. Bana bakkalın çırağı. Kapital çark bile izin vermezdi böylesi hiyerarşik tabloya.  Ben özgürlüğe aşıktım. Onu da kafese koymuşlardı.  Bir masal anlatırdı babam hep zalimler sonunda cezalandırıldı. Kötülük cezasız kalmazdı hiçbir zaman. Dilek ağaçlarına kızlar evleneyim diye çaput asardı. Bizse kilisede mum yakardık kötülükler yok olsun diye. Gavurluk başımıza belaydı. İmamlara zor sorular sorardık. Onlarsa bilgeliği sarıklara saklamışlardı. Sonra ne mi oldu, pek hatırlamıyorum ben de.

Beyza Hilal Nur Dindar

Kimler Neler Demiş?

avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Gülnaz Eliaçık
Ziyaretçi

Sonuna kadar iyi bir çığlıktı, susmayanından. Eyvallah!.

wpDiscuz